11/7/2008 - Quadro Nuevo ve Antakya"Quadro Nuevo" adını takınan bu dört arkadaş internet sitelerinde (www.quadronuevo.de), albümleriyle ilgili şöyle demişler:
"We recorded this music in Antakya, a fascinating city in the southeast of Turkey. In ancient times this place was called Antiochia and it was here that the Apostle Peter built his first church in a rock above the city. Antakya has a long tradition of the peaceful coexistence of different religions and ethnic groups. We wrote and recorded this music for a documentary entitled "Two Half Lives", directed by Servet Ahmet Golbol." İşte albüm kapakları ve Quadro Nuevo'nun Antakya hatıralarından bazıları: Kim ki bunlar? Kendi internet sitelerinden öğrenelim öykülerini, hadi bakalım: "Quadro Nuevo: Mulo Francel (saxophones, clarinets) Robert Wolf (Guitar, bouzouki) Andreas Hinterseher (accordion, vibrandoneon, xylophone) D. D. Lowka (double bass, percussion) (Araya gireyim bakiim.. Söz ettiğim "Antakya" albümünde iki kişinin daha emeği var, bizden: Murat Yüksek, bağlaması ve Selim Aslanyürek, fülütüyle katkı vermiş.) " Tango, valse musette, arabesque, flamenco, lovingly dusted off film music and an Italy almost lost in time - since 1996 Quadro Nuevo has appeared in over 1500 concerts all over Europe. The four musicians’ venues are as diverse as the roots of their music: The nostalgic-acoustic ensemble not only appear in concert halls and at festivals. The fervent virtuosi also travel around the Southern Mediterranean as street musicians enticing their audience to dance as a nightly tango band. History: Quadro Nuevo formed in 1996. Four young men met for the first time on some grey January day of that year on a car park near Salzburg. They were - the guitarist Robert Wolf, who until that time had been touring with the flamenco star Paco de Lucia - saxophonist Mulo Francel, who appeared in jazz clubs and worked with large orchestras – D.D. Lowka , as a bassist he had formed the basis for various latino combos – and Andreas Hinterseher who cultivated the folk accordion tradition of the Parisian valse musette. The four hardly knew each other previously and had been commissioned to produce film music for ORF [Austrian broadcasting and television station]. The film was never broadcast, but one thing was clear on that day: A new quartet with an unmistakable sound had been born. From then on only one thing mattered – Quadro Nuevo, the love of nostalgic-acoustic music and travelling together evening for evening, from stage to stage. A dream became true, the ardour of joy is to be heard in every note.." *** Bişi anladımsa n'oliim! Tesellim şu ki, bundan sonra yazacaklarımı da Türkçe bilmeyenler anlayamayacak. Demek ki 1 - 1 eşitiz. Hatta ve fakat, muhteşem (!) yazılarımda anlattıklarımı anlamadıkları için çok şey kaybetmiş olacaklar. Bana ne? Türkçe öğrenselerdi kardeşim. Di mi ama? :P *** Neyssee!.. Antakya'da doğmuş ama ve fakat sonradan Almanya'ya gitmek zorunda ya da tercihinde bulunmuş, yüksek öğrenimi orada tamamlayıp sinema yönetmeni olmuş "Ahmet Golbol", yaşamında hep bir eksiklik duymuş sanırsam! "Güney Rüzgarı" sitesindeki söyleşisinde bunu şöyle anlatmış: " "Antakya hiç benim için uzak bir mesafe olarak gözükmüyordu. Bu nedenle yakınlığını hissederek, bu günlere kadar gelemedim. Sonra anladım ki, Antakya benden uzak. Antakya’nın benden bu kadar uzakta olduğunu geç fark ettim." Zurna, burada da "zırt" diyor. Bazan "bugün, yarın" diye ertelediklerimizin, ihmal ettiklerimizin değerini anladığımızda iş işten geçmiş olabiliyor. Amann.. Konuyu bireyselleştirmeyeyim.. Bu arkadaşımız, pek çok ülke gezmiş. Nereleri nereleri dolaşmış ama bir gün gelmiş, kan mı çekmiş ne, doğduğu yeri özlemiş. Bir dökümanter film çalışmasına niyetlenmiş. Adını da "Two Half Lives" koymuş.. Müziğini "Quadro Nuevo"nun yapmasını arzulamış. Onlar da tamamen duygusal (!) nedenlerden olsa gerek, kalkmış Antakya'ya gelmişler, bizim buraların havalarını koklamış, etkilenmiş ve bu albümü yapmışlar. Bence, hoş gelmişler, iyi ki gelmişler.. Çok iyi iş yapmışlar. *** Servet Ahmet Golbol'a döneyim.. O, bu belgeselinde: " ...hoşgörü kenti Hatay ve dinlerin kardeşliğini konu alıyor. Almanya'da yaşayan sinema yönetmeni Ahmet Golbol, 20 yıl aradan sonra geldiği doğum yeri Hatay'da, "hoşgörü kenti ve dinlerin kardeşliğini" konu alan belgesel film çekiyor. Ahmet Golbol, "İki yarı hayat, tam bir hayat değildir" belgesel filminin çekimlerini gerçekleştirdi. Filmde, Antakya'nın hoşgörü kenti ve dinlerin kardeşliğini konu alan Golbol, filmin finalini, tarihi bir konakta farklı din ve mezheplere mensup din adamlarının bir arada yemek sohbetleriyle tamamladı. Final sahnesinde, Hatay Müftü Yardımcılarından Naif Soydan, Alevi Din Adamı Nasreddin Eskiocak, Ortodoks Kilisesi Cemaati Vakıf Başkanı Josef Naseh, Musevi Cemaati Vakıf Başkanı Şaul Cenudioğlu ve Katolik Kilisesi Ruhani Lideri Domenico Bertogli yer aldı. Ahmet Golbol, son dönemlerde kültürlere karşı gerginlik yaratan siyasetin uluslararası sahnelerde yer almasından yola çıkarak, Antakya'daki hoşgörü ve uzlaşma zeminini uluslararası boyutlara taşımak istediğini bildirdi. Golbol, "bir insanın öldükten sonra başka bir bedende yeniden dirilmesi" anlamına gelen reenkarnasyona da Hatay'da yaygın olarak inanıldığını ve yaşandığını, bu nedenle belgeselinde buna da yer verdiğini ifade etti... Kaynak:www.kameraarkasi.org" *** Pekii... Ben Hatay'lı değilim. Türkiye'liyim o ayrı da, Hatay ile yakından - uzaktan bir ilgim yoktu. Askerliğimi 20 yıl kadar önce İskenderun'da kısa dönem olarak yapmış olmaktan başka. Ne var ki, yaşam tesadüflerle dolu. İyi ki de öyle.. 2008 Mayıs ayında özel, oldukça da güzel bir vesile ile Hatay'a gidip, orada üç gün geçirdim. Ama ne üç gün!.. Bir kısmı işte aşağıdaki fotolar ile belgeli:
|
| Yorum yaz! |
<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa -> |