6/8/2007 - Mahmut Görür'den; "Yemin, Namus ve Şeref"

 

YEMİN, NAMUS VE ŞEREF…

 

550 Milletvekili Cumartesi günü yeminlerini ederek tüm iyi niyetleriyle, ülkemiz için iyi şeyler yapmak için Milletvekili sıfatını kazanmış oldular…

 

Yemin ya da ant önemli bir şeydir ve insanı bağlar. Kişinin yaptığı yeminden dönmesi hem kişiliği adına onursuzluğunu, hem de güvenilmezliğini ortaya koyarken, dinimizce zaten günahların en büyüğü olarak değerlendirilmiştir…

 

Kişi neden yemin eder? Karşısındaki insana kendisini inandırmak için değil mi? Amaç kendisine inanılmadığını anladığında sahip olduğu  önemli değerleri üzerine yemin eder ki;  karşıdaki, haa ! bak adam bütün değerleri üzerine yemin ediyor demek ki güvenmeliyim diye düşünür…

 

Nelerin üzerine yemin ediyoruz ve yeminimizi tutmazsak, bizim hakkımızda neler düşünülür toplumca?

 

Namus üzerine edilen yemin: 

Her insan kendisinin namuslu olduğunu iddia eder. Fakat eğer kişi namusunu kefil edip, onun üzerine yemin ederek yemininde durmadıysa, o insan artık; NAMUSSUZDUR…

 

Şeref üzerine edilen yemin: 

Şeref ise;  Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret anlamında bir kelimedir. Bunun üzerine yemin edilip, sözünde durulmadıysa kişi artık; ŞEREFSİZDİR…

 

Allah adıyla edilen yemin:

Bu yemini düşünmemize bile gerek yok, zira Allah’ı kefil gösterip yemin edildiyse ve yemininde durmadıysa kişi, insanlar arasında muteber  olmadığı gibi, Allah katında artık; GÜNAHKARDIR…

 

Millet Meclisi kürsüsünde, vekillerin heyecanla okudukları yemin metnini bir kez daha hatırlayalım;

 

"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma, büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim."

 

Yemin eden vekillerimizin hemen hepsi orta yaş ve üzeri insanlar, Tamamı da Müslüman. Hatta çoğunun da tarikatlarla bağı var, bu bilinen bir gerçek. Tarikat, Allah’a giden yol diye geçer sözlüklerde. Kısacası bu insanların dini bütünlüğü bizim gibi sıradan insanlara göre daha bir fazladır, onların görüşüne göre…

 

Bu koşullarda vekillerimizin ettikleri yeminler, çok daha fazla bağlayıcı ve dikkat gerektirici olmalı görüşündeyim. Sonuçta millete hizmet vermek için o kadar da masraf ettiler…

 

Yukarıdaki yemini cümle cümle okuduğumuzda, her şey apaçık ve herhangi bir yanlış anlaşılmaya sebep olabilecek kelime yok içeriğinde…

 

Üzerine yemin ettikleri namus ve şeref olgularından şüphesiz, hiç kuşkumuz yok.  Fakaaat; içtikleri ant’ın bir kelimesinden dışarı çıkarlarsa, ortaya kefil koydukları namus ve şeref kavramları ortadan kalkar ki, artık halkın gözünde onlar;

 

Namussuz ve şerefsiz olarak değerlendirilir…

 

 

Mahmut Görür

06.08.2007

 


CafeTelve editörünün notu:

 

Mahmut Görür, "sanal" dediğimiz bu ortamda yazılarından tanıdığım bir "dost", bir "iyi insan".

 

O, kendini kısaca şöyle tanıtıyor:

 

"Yeni emekli, yaşamayı seven ve daha yapmak istediği çok şeylerin olduğuna inanan birisi bu kocaadam."

 

Yıllarca yurtiçinde ve dışında gazetecilik de yapmış olan  Mahmut Görür'ün başka paylaşım platformlarında da yazıları yayımlanmakta.

 

Kendisinin uygun göreceği sürece yazılarını CafeTelve'de dostlarımla paylaşmaktan mutluluk duyacağım. 

 

Ne de olsa, ben de kendimi Eskişehir'li saymaktayım. Mahmut Bey ile hemen hemen aynı dönemde Devrim Ortaokulu'nun oralarda dolanmışız, Köprübaşı'nda turlamış, Kalabak suyunun tadına bakmışız.

 

Biraz da onun etkisiyle, konuyla ilgisiz gibi görünse de Eskişehir'li Mithat Körler'in seslendirdiği "Yeminimiz Var" isimli parçayı da buraya koyacağım:

 

 

Sağlık, mutluluk ve huzur ile dost kalın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->