10/8/2007 - Mahmut Görür'den; "İç Hesaplaşmam..."

 

Evden yaklaşık bir haftadır dışarı çıkmıyorum. Çok gerekli hallerde işimi halledip eski alışkanlıklarımı bir kenara iterek, yeniden kovuğuma çekiliyorum…

 

Sosyal hayatımı yok şu aralar. Gazeteleri dikkatimi vererek okuyamıyorum, televizyonu açmıyorum bile…

 

Neden böyle oldum, nedir bu içime kapanıklığım?…

 

Seçim sonuçlarının hiç beklemediğim gibi ortaya çıkmış olması beni çok etkiledi, bunu biliyorum…

 

Çevremde bulunan her iki insandan birisinin AKP’ye oy attığını da  biliyorum artık. Bu nedenle kuşkuyla bakar oldum en samimi olduklarıma bile. Dengem bozuldu…

 

Oysa ben  emekli olmuş, çok olmasa da karnını sorunsuz doyurabilecek sorunsuz ve şanslı insanlardan birisiyim. Elbette sorumluluğunu taşıdığım sevenlerim var ama, parasal açıdan destek vermek zorunda olduğum kişiler yok ailemde…

 

Bu bağlamda hiçbir şeyi kafama takmadan, duru bir hayat sunmalıyım kendime. Eee ne de olsa yaşlanıyorum ve bana göre en sağlıklı yaşlanma, psikolojik sorunlardan arınmaktan geçer…

 

Sağlıklı beslenme, dikkatli bir diyet, bol spor, alkol ve sigaradan uzak durmak belki ömrü uzatabilir ama, insanın istediğini yiyip içemediği ve zevk aldıklarını elinin tersiyle ittiği bir yaşam tarzı olur ki; böylesi çok dikkat gerektiren bir yaşam tarzı, beni daha çabuk yaşlandırır düşüncesini taşıyorum…

 

51 yaşındayım, çalışmıyorum ama işim bitmiş değil, bunu hissediyorum. Aslına bakarsanız yapacağım çok şeylerin olduğuna da tüm kalbimle inanıyorum. Fakat ne yapabilirim?

 

Geride kalan kızlarıma gurur duyabilecekleri ne bırakabilirim  düşüncesini dün taşıyordum, bu gün de hala taşıyorum…

 

Aslında bana ne?  hükümeti AKP kurmuş, ya da bir başkası. Beni forsa yapacak halleri yok, ya da sürgüne gönderecek. “Elle gelen düğün bayram” düşüncesiyle, nasıl olsa arada yaşar giderim…

 

Fakat bu şekilde düşünmeme  içgüdülerim engel oluyor, dürtüyor adeta. Tıpkı açlık dürtüsü, susuzluk dürtüsü, üreme dürtüsü…vb, gibi…

 

Okuduklarım, ülkemdeki gelişmeler, İstiklal Savaşı vermiş ve Atatürk gibi çok değerli bir insanın evladı olarak “Nasıl böyle bir duruma düştük?” sorusu, benim sakin olmama engel oluyor…

 

Yüzyıllardır bize düşman ve bu hususta yapmadıklarını bırakmayan ülkeler,  bu günlerde yüzümüze gülüyorlar. Dün başaramadıkları, Türkleri Türkiye’den kovma  planlarının bu gün farklı bir versiyonunu hayata geçiriyor ve biz bunları göremiyoruz…

 

Yüz binlerce mezarsız yatan, belki de farkında olmadan üzerinde yürüdüğümüz vatan evlatları var bu toprakların altında. Amaçları vardı, ülküleri vardı ve en önemlisi başlarında Atatürk gibi bir liderleri vardı. Hiç birisi bir an bile düşünmeden ölüme atladılar. Yeter ki “Vatan sağ olsun” dediler…

 

Peki ben ne yapıyorum? Bizler ne yapıyoruz?

 

Ülkemizin yabancı sermaye tarafından talan edilmesini, Atatürk’ün kurmuş olduğu değerlerin bir bir ortadan kaldırılmasını hüzünle seyrediyoruz sadece, Elbette yok edilişlerin çok iyi olduğunu söyleyenler de var aramızda…

 

Oysa her Türk vatandaşı Atatürk’ün söylemini, yani Nutuk kitabını okusa bu gün yaşadıklarımızın, dünün tekrarı olduğunu algılayabilse, her şey çok daha aydınlık ve net olacaktı…

 

Eskinin sömürgeci, bu günün gelişmiş ülkeleri dünyayı paylaşıyorlar aralarında. Kendi değerlerini sonuna kadar savunup, sahip çıkmalarına karşın; başkalarının değerlerini yok sayıyorlar. Hatta insan hakları savıyla katlediyorlar kendinden olmayanları…

 

Ve ben içime kapanmış bir şekilde, yaklaşık bir haftadır dışarı çıkamıyorum…

 

Mahmut Görür

25.07.2007

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->