• Not/look

  • İstatistikler




  • Free Site Counters

Köşeler

26/4/2009 · Kategori: Dusun-durt-enler




Üzgün

Kopyalayıp yapıştırıp saklamazsam içimde ukde kalacak iki köşe yazısı var aşağıda.

25 Nisan 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi'nden. Biri Bekir Coşkun'un:


Şüpheli şahıs...



BİREYSEL protestolar Başbakanlık önünde giderek çoğaldıkça, polis geniş önlemler alıyor.

Elinde fırın, ütü, yumurta, domates, şişe, çakmak, paspas, tava, mutfak robotu olanlar, "Otomatik kahve makinesi ile bir şahıs yaklaşmaktadır" şeklinde merkeze bildiriliyor.

Merkez o yana kuvvet sevk ediyor.

Her an bir anons geliyor:

"Şüpheli şahıs, elinde matkap olduğu halde..."

O yana da kuvvet gönderiliyor.

*

Biliyorsunuz; Ecevit'e atılan yazar kasa, muhalefetin gensoru önergelerinden daha etkili olmuş ve tarihe geçmiştir.

Son günlerde, şehrin merkezinde olan Başbakanlık çevresinde polis her an tetikte:

"Bir şahıs görüldü merkez..."

"Elindeki?.."

"Eli cebinde..."

"Anlaşıldı... O yana kuvvet sevk edilmesi..."

*

Kimi zaman protestocular sadece bağırdıkları için, polis bunu da göz ardı etmiyor:

"Amirim şüpheli şahıs..."

"Suç unsuru?.."

"Ağzı..."

"Ağzı varsa o zaman söyleyecek iki lafı da vardır... Ağzını açması durumunda, ekip olarak sırtına binilmesi ve dilinin ters istikamete sevk edilmesi..."

"Kendisi kalsın, dilini mi alalım?.."

"Kendisi gidince dili de gider arkadaşlar..."

"Anlaşıldı..."

*

Ama protestoların önü alınamıyor.

Vatandaşlarımız çakmak-benzin ile olsun, süpürge sapı ile olsun Başbakanlık önüne yöneliyorlar...

Her gün bir-iki protesto yaşanıyor.

Ben bu eylemlerin ne anlama geldiğini iyi bilirim, polis telsizleri durmuyor:

"Yaklaşan bir şüpheli görüldü amirim..."

"Elindeki?..."

"Kabak oyacağı..."

~~~~

Yine 25 Nisan 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi'nden kopyalayıp yapıştırıp saklamak istediğim ikinci yazı da Yılmaz Özdil'inki:


Revizyon

Bana sorarsanız, Kıvanç Tatlıtuğ Dışişleri Bakanı olsun azizim...


Malum, Araplar en çok onu seviyor... Bakın, geçenlerde Lübnan Cumhurbaşkanı geldi, bizim Cumhurbaşkanı bizim Dışişleri Bakanı'nı çağıracağına, Kıvanç Tatlıtuğ'u çağırdı Köşk'teki resepsiyona...

*

Ali Babacan'ı da hemen harcamamak lazım tabii... Ali Babacan, Alican sınır kapısına gümrük muhafaza müdürü yapılsın... Ver anahtarı, açsın kapasın.

*

Ulaştırma Bakanı adayım, Kevin Costner... Hem özel uçağı var, masraf çıkarmaz başımıza, hem de terlikle gezeceğine, "Ne mutlu Türküm diyene" şapkasıyla geziyor hiç olmazsa.

*

Para verdi-vermedi stresinden gına geldi artık, IMF Türkiye komiseri Rachel van Enkel, direkt, Hazine'den sorumlu bakan olsun... İngiliz vatandaşından oluyorsa, Anzak vatandaşından niye olmasın?

*

(Vatandaş dedim aklıma geldi... Mehmet Aurelio da, hazır İspanya'dayken, Medeniyetler İttifakı'nın başına getirilsin.)

*

Adalet Bakanı?

Ergenekon'da üçüncü dalga, yedinci dalga, dokuzuncu dalga, onikinci dalga...

E yakışır Haluk Özdalga.

*

Hüseyin Üzmez...

Aileden Sorumlu Bakan olsun.

*

Spordan Sorumlu Bakan adayım, Hakan Şükür... Çevre Bakanı, çevreyi tanıyan biri olsa iyi olur, mesela Cihan Kamer... Ramsey, Milli Eğitim Bakanı olsun, iyi burs veriyor. Bayındırlık ve İskan ise, Şaban Dişli'ye emanet edilsin.

*

Sağlık Bakanı, takmayın kafanıza, sağlık olsun... Jose Manuel Barroso, İçişleri Bakanı; İbrahim Telkenar, Orman Bakanı olsun... Diyeceksiniz ki, İbrahim Telkenar kim? Size ne kardeşim... Orman Bakanı'nı tanıyor musunuz sanki?

*

Tutturdular revizyon, revizyon...

E revizyon bakanı da Hadise olsun.

*

Zahid Akman, hükümet sözcüsü; Asfaltçı Kepenek, başbakanlık müsteşarı olsun... İnceldiği yerden kopsun, Ekrem Tosun, bu kabineyi beğenmeyene kosun.

~~~~

Kaldırım köşesindeki çocuğu gördükten, bunları da okuduktan sonra..

...

Yok bişeyim.

Küçük bir kriz. Bir şey kalmaz sabaha.

Yarın yine aynı yerden devam ederiz.

Kâh ağlar,

kâh ağlanacak halimize

..güleriz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »