11/8/2007 - İtiraf Ediyorum!

Evet, itiraf ediyorum!

 

Yaşantımdaki en büyük hatalardan birini evlenirken yaptım!

 

O zamanlar gencim; işim, gücüm kuvvetim yerinde. Kendime göre çevrem geniş, çeşitli torpil kaynaklarım bile var. Allem edip kallem edip nikâh tarihini 31 Aralık olarak almayı başardım. İnce hesaplar peşindeyim. Evlenme gününü, yılbaşı gecesine çakıştırarak, bugünlere geldiğimde evlilik yıldönümünü unutsam bile yılbaşı gürültüsüne boğacağım. İleri görüşlüyüm ya!…

 

Yemediler tabii. Akraba taifesinin dayanılmaz baskısına yenildim ve 10 gün sonrasına, 10 Ocak’a değiştirdim.

 

Ne büyük hata!

 

Bir yıl kadar sonra, eşim kızımı dünyaya getirme hazırlıklarındayken bir başka tarihsel hesaba giriştim; kızım eğer 10 Ocak’ta doğarsa, evlilik yıldönümümüze denk düşecek ve yine bir taşla iki kuş vurabilecektim.

 

Ne fayda? 

 

Evdeki hesap Erenköy Kliniği’ne uymadı, aceleci kızım 5 Ocak’ta dünyaya geliverdi.

 

Ne demişler? Dimyat’a pirince giden, evdeki bulgurdan olurmuş. İleride (yani bugünler oluyor) dara düşersem, ne kadar kutlanacak şey varsa hepsini bir kalemde, tek hediyeye sığdırırım derken, 10 gün içine üç önemli kutlama töreni serpiştirmeyi başararak hem plânlama dalındaki yeteneksizliğimi sergilemiş, hem de "önemli günler öncesi bir erkeğin karakterindeki mutasyonlar" konulu kitap yazmaya itilmiştim.

 

He, bunlar da itiraf sayılır ama asıl bomba itiraf şu:

 

Evlendiğim gece bir-iki aile, üç-beş dost Bostancı’daki Turgay’ın Tavernası Derya’da biraradayız. Turgay Noyan Orkestrası güzel güzel çalıyor. Organizasyonu ben yapmamışım ama sonunda hesap ödeme saatinin geleceğinin bilincine yeni yeni varmakta ve terlemekteyim soğuk soğuk.

 

Devir, eski devir.. Şimdiki gibi kredi kartı neyim yok, mutluyuz o açıdan… da, ben zaten çalıştığım işyerinden “oolum, geç kalıyorsun” diye kışalanmış, kendi almadığım damatlıklarımı çiçekçide giymiş, beli bol pantolon düşmesin diye kemeri iki kez dolamışım. Tüm hazırlıkların bir arkadaş için yapıldığını mı sanıyorum ne, para felan yok üstümde.

 

Neyse ki stres yüklüyken alınan alkol daha çabuk etki ediyor. Soğuk soğuk içince, soğuk terleme geçiyor, bir rahatlama bir rahatlama…

 

O ara, gözüm halkoyuncusu arkadaşlarının arasında oynamakta olan geline takıldı…

 

Her şey flulaştı, photoshop deyimiyle “more blur” filtresinden geçti, feather komutunu yedi, iki obje dekupe edilerek zemin transparent bırakıldı, Ercan Turgut “Love Story”yi söylerken pistte yalnız ben ve o gelin kaldık.

 

İtiraf ediyorum:

 

Düğünümüzde karı-koca ayakta zina yapmışık!

 

***

VATAN GAZETESİ, 06.07.2006 “Ortalığı Karıştıran Vaaz"

 

Düğünde dans, yataktaki zinanın ayakta yapılmışı!

 

Konya'nın merkez Meram İlçesi'nde halk arasında 'Çolakhoca Camii' olarak bilinen Alavadı Sarnıç Camii'nde 30 Haziran günü 'Cuma Vaazı'nda, 'İslam'da Düğün Adabı' konusu işlendi. İmam Ali Osman Türkmen, iddiaya göre vaaz sırasında "Düğünlerde dans etmek, yataktaki zinanın ayakta yapılmış halidir, günahtır" dedi. Vaazı dinleyen bir kişi olayı, bir gazetenin okuyucu köşesine bildirdi. Köşede yayınlanan haberi okuyan müftülük yetkilileri, imam Türkmen'i, müftülüğe çağırarak bilgisine başvurdu. Türkmen, buradaki yetkililere, "Yazılı olarak verilen metni okudum. Herhangi bir ekleme yapmadım " dediği belirtildi.

 

Konya Müftü Vekili Hüseyin Çalışkan, vaazların 2-3 ay öncesinden komisyonları tarafından hazırlandığını belirterek, "Yaz başlangıcı olduğu için, düğünlerin çoğalması nedeniyle, geçtiğimiz hafta da bu konuyu işledik. Konya Merkez vaizimiz Ali Öğe tarafından kaleme alınan 'islam'da düğün adabı' başlıklı vaaz, il genelinde tüm camilerde okundu, imamlarımız, bu yazılı metnin dışına çıkmazlar. Meram ilçe Müftümüz imam ile görüştü. Kendisi de metnin dışına çıkmadığını açıklamış" dedi.

***

Bazı arkadaşlarım diyorlar ki böyle şeyler yazma, dine karşıymışsın, dinsizmişsin gibi algılanabilirsin. Hayır efendim, ben inançsız değilim ve fakat bu kimseyi ilgilendirmez, hesabımı vereceğim mevkii bellidir. Ama işte bu zihniyete feci şekilde karşıyım. Gençliğimde yıllarca müzisyenlik yaptım Anadolu’da… Yüzlerce düğünde çaldık, söyledik… Ne benim, ne diğer arkadaşlarımın beyninde böylesi bir düşünce oluşmadı, perde arkasında bile çaldık, müziğimizle kadın-erkek, kız kıza, erkek erkeğe dans edenleri gördük.. de bu tür bir hastalıklı fikir hiç aklımıza gelmedi.  Biz, “salon” müziği yapıyoruz sanıyorduk, meğer yıllarca “yatak odası” müziği yapmışız, ne "gurup"lara katılmışız!

 

Hangi beyinlerin daha namussuz olabildiğini, daha ahlâksızca çalışabildiğini bir kez daha anlıyorum.

 

Şeytan bile elindeki çatalı kıçına kıçına batırıyor, karizmayı çizdirdiğine ağlıyordur.

 

08.07.2006

 

***

Güncel bir itirafta daha bulunayım:

Bu yazdıklarımı anımsamama "Tesettür içine g-string giyilir mi" gibi saçmasalak bir konu neden oldu.

Kendi inançları doğrultusunda başlarını "sıkan" hanımlar -bence- gereken yanıtı vermişler zaten.

Beni üzen, yine yaralayan; döte geçirilmiş ipli donlarla uğraşan aklı belaltı seviyesindeki sahtekârların varmak istedikleri molla rejiminde, boyunlarına yağlı urgan geçirilip vinçle yukarı kaldırılan, boyun kemiği kırılıp, beyne giden oksijen kesildikten sonra da bir süre bedeni çaresizce çırpınıp, idrar kesesi boşalıp nihayetinde hareketsiz, cansız kalmış "insanı" izlemek zorunda bırakılan küçücük kız çocuğunun fotoğrafı oldu:

***

G-string denilen don, kadınların haz bölgelerine baskı yapıyor, aklı-fikri cinselliğe kaydırıyormuş!

Bunlar kafalarına başka bir tür, görünmez ipli don geçirmişler; beyinlerindeki ilkellik bölgesi sürekli uyarılıyor...

Ruh birlikteliği, düşünce ve ten uyumu, hayat arkadaşlığının anlamı, tek eşlilik, namus-namussuzluğun beyinde var olduğu  gibi kavramlar, defterlerinde yazmıyor.

Açlar, azmış, kudurmuş, doymuyorlar. Kadını insan yerine koymuyorlar.

Dötleriyle yer değiştirmiş kafaları bacak aralarına sıkışmış; herkesi kendileri gibi sanıyorlar.

İtiraf ediyorum:

Kim donlu, kim donsuz, kiminki ipli, kiminki ipsiz; herkesin "iç" işi, ipimde değil, ilgilenmiyorum.

Ama "öteki zihniyet" var ya; o işte "hiç tipim" değil...

Taktiklerini beğenmiyor, "hiç mi hiç" güvenmiyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->