12/10/2007 - DüşBezginleri / "etnik kökencilerin kare kökü alınır mı?"

Kategori: Hayatin Icinden

"Bir tatil köyünün servis barında, öğlen yemeği esnasında karnı burnunda, ağzı kulaklarında bir kadın yaklaşıyor. "Bir bardak kola alabilir miyim?" sorusuna, hamile olması nedeniyle "Normal mi olacak?" diye soruyorum. Cevap, "Hayır, sezeryanla olacak." Ne diyeyim? Allah analı babalı büyütsün.."

Bilmemkaçıncı geleneksel itiraf.com alıntılarımdan biri..İstisnalar hariç böyledir sanırım.. Çok sevişerek yaptıysa, çok istiyorsa bebeği, mutluysa hamileliği gözleri parlar.. Gözlerden kaçtıysa duyurmak ister..Gün geçtikçe büyüyen göbeğiyle duyar, göbeğiyle görür..Yok hamile teşhirciliği sevmiyorsanız mutlaka yolda işte sokakta parkta otobüste  hamileyle ilgilenmeyi görev sayan sevecen hemcins gözleri sizi bulur.. Bebek arabasında olmadığından "Maşallah sizin mi?" diye aggucuk yapıp sevemezler ama  doğuma ne kadar kaldığı dahil net ve kesin bilgiler sorgularla kayda düşülür.

Benimse ne zaman bir hamile görsem aklıma tek soru düşer.."Acaba bebek doğmak istiyor mu?" Nasıl bir dünyayı bırak, nasıl bir aileye geleceğini, nasıl yetiştirileceğini, göreceği ilgi düzeyini, gözlerini açacağı coğrafi bölgeyi, etnik kökenini, hayatı için ısmarlanmış dini, mezhebi, hayatını şekillendirecek pek çok etkeni bilse, seçme şansı olsa..Dünyaya gelir mi?

Belki minnacık ayağıyla iter hayatı ama bilmiyor tabii ki..Bir bakmışsın köken ayıklayıcı etnik kin bağımlısı bir milletin içine doğmuşsun..

Küçükken sokakta kafa okşayıp "Sen kimin çocuğusun bakiym.." diye soranlar hayat yolunun her kilometresine serpilirler.. Büyüyüp bir mekanda karşılaştığında ilk soruları "Nerelisin?" olur. İkincisi "İçinden mi?"dir.Tanış çıkma ihtimali "Kimlerdensin?"le sorgulanır..

Sorgucu memleketini öğrenip yüzüne gülse de içinden "Ayyy onlardan adam çıkmaz.." diye geçirmediyse şanslısındır.. Her iki tarafta köken aklama seansını başarıyla tamamlamış, ortak memleket meselelerini çözmeye başlamıştır bile..

Her yıl şehirlerin kurtuluşu inci gibi tarihe dizilip canlandırmalarla kutlanır, gaziler yürür, şehitler anılır ama o şehirlerin şerefini ya Fatih Ürek batırır  ya Zeki Müren kurtarır etnik köken saplantılıların gözünde..

Bazılarıysa asla rahat nefes alamazlar..Kimilerinin hiç sorgusuz bağrına bastığını, bir diğeri nefretle kamçılar. Gün gelir o kamçının ucunda can verir..Bazı sözler ertelenir, söylenemez, kelimelerin kalemin yetmez, vs.. Biri çıkar söylemek istediklerini tek tek kağıda döküverir..

Ahmet Hakan da bugün bunu yapmış benim için.. Anlatmak isteyip te söyleyemediklerimi, tam anlamını verdiğim  anlamsızlıkları, tutarsızlıkları, tezatları şöyle dillendirmiş..

                                         ********

""15 gencin Gabar Dağları’nda can vermesinin ardından soruyorlar:

"Hepimiz Hrant’ız" diyenler şimdi nerede?

Neden çıkıp da "Hepimiz Mehmet’iz" demiyorlar?

Soruyu soranlar, 15 askerin ölümüyle, o ilkel ve faşist tezlerinin haklılık kazandığını sananlar...

Daha doğrusu...

Ölümün her şeyi sus pus eden psikolojik ortamından faydalanarak fırsatı gole çevirmek isteyenler...

Sanki bir tarafta "Hrant" var, diğer tarafta "Mehmet".

Sanki "Hrant" katledilince biz üzüleceğiz, "Mehmet" katledilince onlar üzülecek.

Sanki "Hrant" bizim ölümüz, "Mehmet" onların ölüsü...

Sanki bir "ölüleri paylaşma" oyunu oynuyoruz da bize "Hrant" düşmüş, onlara "Mehmet"...

Sanki "Hrant", "Mehmet"in karşı tezidir...

Sanki "Karınca incitmez" Hrant, yaşarken ölen her "Mehmet" için düğün bayram yapan bir adamdı...

Sanki hem "Hrant" için, hem de "Mehmet" için aynı yürek yangınını hissetmek imkánsızdır...

Sanki bu topraklarda "Hrant" için yüreği yanan bir adamın, "Mehmet" için yüreğinin yanması söz konusu olamazmış gibi...

Oysa...

Her iki cenaze de, bizim cenazemizdir.

"Hrant"ın cenazesi de bizimdir, "Mehmet"in cenazesi de bizimdir...

Çelişki falan yoktur.

Az buçuk tanıma fırsatı bulsaydınız...

Hrant’ın ölen her Mehmet için yüreğinin nasıl yanacağını kavrardınız.

Yarım saatlik bir muhabbetin ardından...

Hrant’ın nasıl da şiddet karşıtı bir barış güvercini olduğunu anlardınız.

Ve 15 askerin şehit düşmesinin ardından...

"Hepimiz Hrant’ız" sloganının intikamını almaya kalkışmazdınız.

Çünkü Hrant, Mehmet’ler öldürüldüğünde...

"Bugün hepimiz Mehmet’iz" diye haykırmaktan zerre kadar çekinecek bir adam değildi...""
                            

                                                   ********

"Hay ağzını öpiym.." gibi bir zevke sahip değilim ama içimden geçenlerdi işte..

Günlerdir şehitler için gözyaşı döküyor bu millet..

Şehittirler, üniformalıdırlar, kendi çocuğunuz olma ihtimali vardır,  vatan için can vermişlerdir.. Şehit olmamış olsun o mehmet.. Yaşasın..Sivil olsun..Doğu, güneydoğu kökenli, maddi imkansızlık yüzünden kötü giyimli, İstanbul'un semtlerinden birine yolu düşmüş olsun..Hain, sıradan(!) bir saldırının kurbanı olsun..Sorarım..Sosyetik, hijyen hastası, kartvizit takıntılı, kokoş tiplerden olmasına da gerek yok..Ortalama kaç kadın, kaç erkek, kaç insan dönüp bakar..Yardım etmeye çalışır..Ağlar? Hiç birşey yapmasa üstünü örtmeye çalışır? Meraktan etrafta toplanan kalabalığı "Burda yatan Hrant olsaydı koşardınız ama di mi?" diye savurur?

Bana göre hiçkimse..
Bense hiçbiryerliyim..

Yarın eline cebini alıp rehberindeki tanıdık tanımadık insanların bayramını internetten indirdiğin birbirinden klişe mesajlarla kutlayacaksın..

Kimbilir şimdi karşı karşıya getirip kıyaslamaya çalıştıkların, hain pusuların kurbanları, yukarıda elele vermiş "Nerelisin?" diye sormadan gülümseyerek bayram kutlayacaklar..

Ne biliyorsun?

 

***

 

Bu yazı DüşBezginleri'nden ödün/ç/alınmıştır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-10-14 20:52:39 - ..

Yazan: tragedian
sapla samanı bir türlü ayıramayan, takıntılı, sevimsiz bir millet(!) olduk biz..
yazık oldu..
Bağlantı

2007-10-12 18:50:29 - iyi bayramlar...

Yazan: Kleopatra81
Bu bayrama biraz buruk giriyoruz belki ama hepinize şeker gibi tatlı, sevdiklerinizle geçireceğiniz huzur dolu bir bayram diliyorum.

Sevgi kalplerimizden hiç eksik olmasın, hergünümüz bir öncekinden daha mutlu geçsin.


Sevgiler ve tüm güzellikler sizin olsun derken her zamanki gibi şiir paylaşmadan ayrılmak istemiyorum.



Bayram

Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye Nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım;
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!


Orhan Veli Kanık
Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->