• Not/look

  • İstatistikler




  • Free Site Counters

Beklemeler

26/7/2007 · Kategori: Dusun-durt-enler

 

Önce, bir Bekir COŞKUN yazısı:

 

 

"BEKLEMELERİM..."

 

"BEKLEMEDEN nasıl yaşanır?

 

Bence yaşam beklemektir.

 

Ben geceleri sabahı beklerim. Gündüz oldu mu akşamı, akşam oldu mu sabahı...

İşte; şu günlerde baharı beklemekteyim.

Arada bir keyiften havada elimi sallayıp, parmaklarımı şaklatıp "Bahar gelsin de..." derim.

Geçen kış da baharı beklemiştim, ondan önceki kış da... Zamanla bahar geldiğinde yapacağım ilk şeyin ne olduğunu öğrendim:

 

Yazı beklemek...

*

Ya beklemek olmasaydı.

 

Kimi zaman beklemek, beklenilenden de güzel değil midir?

 

Ya da; "Bir gün düzelir", "Bir gün olur", "Bir gün gelir", "Bir gün sever", "Bir gün biter", "Bir gün başlar"larımız olmasaydı...

 

Ne yapardık biz?..

 

"Birazdan gider" olmasaydı, nasıl katlanırdım otobüs durağında bana "Türkiye’nin altında çok petrol olduğunu, ama dış mihrakların arama kuyularına tıpa çaktıklarını ve bir gün gelip petrolü kendilerinin çıkartacağını" anlatan emekli müdüre?

 

"Birazdan biter" olmasaydı nasıl dinlerdim kuzenim Remzi’nin uzun havalarını?..

 

"Birazdan diner" olmasaydı, nasıl çekilir sancılarım?..

 

"Bir gün....."ler olmasa nasıl dayanılır bu sorunlara, bu acılara, bu boşluklara, bu yalnızlıklara, bu sızılara?..

Nasıl katlanabilir insan?..

*

Yaşam dediğimiz şeyin en kapsamlı, en kaçınılmaz, en önemli, en uzun işidir; beklemek.

Daha doğrusu; beklemelerin toplamıdır yaşam.

Ben beklerim bir tanem...

Bir gün mamasız çocukların ağlamayacağını, açların doyacağını, hırsızların yakalanacağını, bu kepazeliklerin biteceğini...

Bir gün adam gibi adam olacağımızı...

Beklerim de beklerim...

Yazı beklerim...

Kışı beklerim...

Gündüzleri geceyi, geceleri gündüzü beklerim...

Umuttur beklemek...

Ya beklemek olmasaydı iki gözüm?..

Ve güzeldir beklemek; henüz boşu boşuna beklediğimizi bilmediğimiz için..."

 

Bekir COŞKUN

24 Mart 2006 Hürriyet

 

***

 

Bu da bendeki yansıması; e, olacak o kadar, biraz da sızısı:

 

***

Zaten sinik, uslu sakin beklemelerdeydim, kenarlarda bir yerlerde. Bilmem, boşu boşuna mı beklemelerim.

Boş da olsa ne çıkar?

Gülmeli, geçmeliyim!  Hayat bu; her şey bizler için değil mi? Sonuçta hepimiz insanız. 88 yaşındaki babamın, yaşamı boyunca gücünün yetmediği her sorunuma ürettiği kestirme çözüme sarılmalıyım:

"Geçince, bir şeyin kalmaz."

Ya da, Harem’den bir önce, Trafik’te indiğimiz burunlu otobüsten sonra sıkıştığımız dolmuşta, Üsküdar’a inen yokuşta, buğusunu sildiği camdan bana gösterip ne kadar güçlü (!) olduğumu hissettirdiği gibi:

“Bak oğlum; şu soldaki apartman var ya…”

“?”

“İşte, bir tek o; bizim değil.”

“Hıı.”

“Diğerleri hep başkalarının.”

“!”

Boş vermeliyim. Gülmeli, geçmeliyim!

Gülüp, geçebiliyorsak; mahallede poposu açık olanın dötüne tam da 12'den tükürüğümüzü isabet ettirip gülebiliyorsak, "olmuşuz"dur, herhalde!

Yeniyetmeliğimde, bir “Deli Ayten”imiz vardı; ara sıra, bazı bazı donunu aşağıya indirip, uluorta  “yok mu lan beni düzecek bir dürzüüü…” diye bağırmaya başlayıveren.

Kahveden, berberden, manavdan atılırdık, her neredeysek üzerine.

Ceketimizi, kazağımızı çıkartıp üzerine örtmek, yüzüne biraz su çarpıp kendine getirmek, olmadı mı berberin pe-re-ja kolonyasını, manavın soğanını koklatıp kimselere göstermeden kendisi de pek aklı yerinde olmayan anacığına teslim etmek için. O, “bizim”di, “bizim”.

Bazı sokaklarda da bunlar yaşanmışmış. Kimin umurunda? 

Boş verin. Gülüp geçin.

Siz gülerken, ben bir bardak soğuk su içeyim; kırılan umutlarımın, oynanılmış duygularımın, alay konusu edilmiş emeklerimin, çarpıtılmış sözlerimin, içine edilmiş yazma sevdamın, arkadaş bildiklerimin, dost saydıklarımın, el uzattıklarımın, kolumu kaptırdıklarımın, tüm özlemlerimin üzerine.

Bardağımı kendime kaldırıyorum.

Haydi bakalım:

“Pey Da Dna..”  “Sonuna kadar iç…”

***

Bir-iki yıldır, bunca yılda öğrendiğimi sandıklarımın ilerisinden-gerisinden, sağından-solundan, ötesinden-berisinden farklı  “çok şey” öğrendim. Bildiğimi sandıklarıma yeni “şey”ler eklendi.

"Bir çok şey” için teşekkürler hayat.

Bazı şeyler için ise, teşekkür etmek içimden gelmiyor.

Kenarlarda bir yerlerde, uslu sakin, şaşkın

ve giderek bu şaşkınlığa alışkın,

beklemedeyim.

Normal midir, anormal mi...

... "boşu boşuna mı beklediğimi bilemediğime göre", güzeldir herhalde;

 

ne bileyim.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

3 yorum yazılmıştır

Yazan:CafeTelve | Tarih: 27/7/2007
Konu: "LeJardin"...

Hoşgeldiniz CafeTelve'ye... Güzel sözleriniz için teşekkürler, gözünüze, gönlünüze sağlık. Güncenizi okumaya başladım; şimdiye kadar rastlayamadığıma üzüldüm.

Bu arada...

Bekir Coşkun kim, ben kim efendim? Ne haddime? O'nun kaleminin kırık ucu bile olamam ben.

Teknolojinin bize sağladığı olanaklar içerisinde, törpülenmekte olan hayatımıza biraz renk katsın, bunaldıkça kaçayım; bir fincan kahve içerken okuyup, izleyip, müzik dinleyip stres atmaya çalışayım düşüncesiyle, gerçek hayatta hep isteyip de beceremediğim sanal ve salaş bir dostlar kahvehanesini işletme çabasıdır benimki.

Burada da, CafeTelve şubelerini (!) açık tutmaya çalıştığım diğer adreslerde de yazmayı denediklerim, kopyalayıp, saklayıp, yapıştırdıklarım, paylaşıma açtıklarım... hepsi "bence", bana "görece", elimden geldiğince, amatörce ve

yağmurdan kaçarken doluya tutulmadığım sürece...

En büyük ödül, en büyük mutluluk bu sanal işletmenin kapısından yeni bir soluk, yeni bir rüzgâr girmesi. Buralarda her şey sanal olsa da, her monitöre bakan bir çift göz, önündeki klavyeyi tuşlayan parmaklar gerçek. Kısa bir süre de olsa birlikte bir şeyler paylaşabildiklerim, benim gibi insan.

O an düşlerim gerçeğe dönüşüyor, seviniyorum.

Ziyaretinizle mutlu ettiniz beni.

Sağlık, mutluluk ve huzur ile dost kalmanızı diliyorum.

Bağlantı » »

Yazan:LeJardin | Tarih: 27/7/2007
Konu: Harika!

Sizi onpunto yazarken keşfettim, sayfanızla tanışalı henüz 10 gün falan oluyor, ama onpunto'nun da blogcu'nun da en güçlü kalemi olduğunuzu söyleyebilirim, hatta sizin yerinize Bekir Çoşkun sizin yazınızın altına yazı eklemeliydi diye düşünmüştüm.
Bu yazıdaki cümlelerinizi ben de teyid ediyor, kırılan umutlarınızın, oynanılmış duygularınızın üstüne bir bardak su içmektense, tüm neden olan kişilerin ileride bir gün bu suyu içmelerini dileyin sadece.
Sizi zevkle okuyorum, yüreğinize kaleminize sağlık.

Bağlantı » »

Yazan:ussuahkam | Tarih: 17/4/2007
Konu: ...

kenarda bir yerde
usul usul
kendince bir beklemektir
tutturur benim iç sesimde
şarkı yanım
*
sevdim yazdıklarınızı
iyilikli zamanlar dilerim

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »