26/10/2007 - Beklemek

Kategori: Hayatin Icinden

 

Bekir Coşkun'un bu yazısını ve bendeki yansımasını, can yakmasını, acıtmasını 26 Temmuz'da bir kez daha ısıtıp CafeTelve'de servis etmişim.

 

***

 

Bir süredir yine "beklemeler"deyim ya, sanırım o nedenle yine aklıma düştü bu yazı.

 

Hatırladım yeniden:

 

 

"BEKLEMELERİM..."

 

"BEKLEMEDEN nasıl yaşanır?

 

Bence yaşam beklemektir.

 

Ben geceleri sabahı beklerim. Gündüz oldu mu akşamı, akşam oldu mu sabahı...

İşte; şu günlerde baharı beklemekteyim.

Arada bir keyiften havada elimi sallayıp, parmaklarımı şaklatıp "Bahar gelsin de..." derim.

Geçen kış da baharı beklemiştim, ondan önceki kış da... Zamanla bahar geldiğinde yapacağım ilk şeyin ne olduğunu öğrendim:

 

Yazı beklemek...

*

Ya beklemek olmasaydı.

 

Kimi zaman beklemek, beklenilenden de güzel değil midir?

 

Ya da; "Bir gün düzelir", "Bir gün olur", "Bir gün gelir", "Bir gün sever", "Bir gün biter", "Bir gün başlar"larımız olmasaydı...

 

Ne yapardık biz?..

 

"Birazdan gider" olmasaydı, nasıl katlanırdım otobüs durağında bana "Türkiye’nin altında çok petrol olduğunu, ama dış mihrakların arama kuyularına tıpa çaktıklarını ve bir gün gelip petrolü kendilerinin çıkartacağını" anlatan emekli müdüre?

 

"Birazdan biter" olmasaydı nasıl dinlerdim kuzenim Remzi’nin uzun havalarını?..

 

"Birazdan diner" olmasaydı, nasıl çekilir sancılarım?..

 

"Bir gün....."ler olmasa nasıl dayanılır bu sorunlara, bu acılara, bu boşluklara, bu yalnızlıklara, bu sızılara?..

Nasıl katlanabilir insan?..

*

Yaşam dediğimiz şeyin en kapsamlı, en kaçınılmaz, en önemli, en uzun işidir; beklemek.

Daha doğrusu; beklemelerin toplamıdır yaşam.

Ben beklerim bir tanem...

Bir gün mamasız çocukların ağlamayacağını, açların doyacağını, hırsızların yakalanacağını, bu kepazeliklerin biteceğini...

Bir gün adam gibi adam olacağımızı...

Beklerim de beklerim...

Yazı beklerim...

Kışı beklerim...

Gündüzleri geceyi, geceleri gündüzü beklerim...

Umuttur beklemek...

Ya beklemek olmasaydı iki gözüm?..

Ve güzeldir beklemek; henüz boşu boşuna beklediğimizi bilmediğimiz için..."

 

Bekir COŞKUN

24 Mart 2006 Hürriyet

 

***

 

"Bu da bendeki yansıması; e, olacak o kadar, biraz da sızısı..." demiş, eklemişim:

 

***

Zaten sinik, uslu sakin beklemelerdeydim, kenarlarda bir yerlerde. Bilmem, boşu boşuna mı beklemelerim.

Boş da olsa ne çıkar?

Gülmeli, geçmeliyim!  Hayat bu; her şey bizler için değil mi? Sonuçta hepimiz insanız. 88 yaşındaki babamın, yaşamı boyunca gücünün yetmediği her sorunuma ürettiği kestirme çözüme sarılmalıyım:

"Geçince, bir şeyin kalmaz."

Ya da, Harem’den bir önce, Trafik’te indiğimiz burunlu otobüsten sonra sıkıştığımız dolmuşta, Üsküdar’a inen yokuşta, buğusunu sildiği camdan bana gösterip ne kadar güçlü (!) olduğumu hissettirdiği gibi:

“Bak oğlum; şu soldaki apartman var ya…”

“?”

“İşte, bir tek o; bizim değil.”

“Hıı.”

“Diğerleri hep başkalarının.”

“!”

Boş vermeliyim. Gülmeli, geçmeliyim!

Gülüp, geçebiliyorsak; mahallede poposu açık olanın dötüne tam da 12'den tükürüğümüzü isabet ettirip gülebiliyorsak, "olmuşuz"dur, herhalde!

Yeniyetmeliğimde, bir “Deli Ayten”imiz vardı; ara sıra, bazı bazı donunu aşağıya indirip, uluorta  “yok mu lan beni düzecek bir dürzüüü…” diye bağırmaya başlayıveren.

Kahveden, berberden, manavdan atılırdık, her neredeysek üzerine.

Ceketimizi, kazağımızı çıkartıp üzerine örtmek, yüzüne biraz su çarpıp kendine getirmek, olmadı mı berberin pe-re-ja kolonyasını, manavın soğanını koklatıp kimselere göstermeden kendisi de pek aklı yerinde olmayan anacığına teslim etmek için. O, “bizim”di, “bizim”.

Bazı sokaklarda da bunlar yaşanmışmış. Kimin umurunda? 

Boş verin. Gülüp geçin.

Siz gülerken, ben bir bardak soğuk su içeyim; kırılan umutlarımın, oynanılmış duygularımın, alay konusu edilmiş emeklerimin, çarpıtılmış sözlerimin, içine edilmiş yazma sevdamın, arkadaş bildiklerimin, dost saydıklarımın, el uzattıklarımın, kolumu kaptırdıklarımın, tüm özlemlerimin üzerine.

Bardağımı kendime kaldırıyorum.

Haydi bakalım:

“Pey Da Dna..”  “Sonuna kadar iç…”

***

Bir-iki yıldır, bunca yılda öğrendiğimi sandıklarımın ilerisinden-gerisinden, sağından-solundan, ötesinden-berisinden farklı  “çok şey” öğrendim. Bildiğimi sandıklarıma yeni “şey”ler eklendi.

"Bir çok şey” için teşekkürler hayat.

Bazı şeyler için ise, teşekkür etmek içimden gelmiyor.

Kenarlarda bir yerlerde, uslu sakin, şaşkın

ve giderek bu şaşkınlığa alışkın,

beklemedeyim.

Normal midir, anormal mi...

... "boşu boşuna mı beklediğimi bilemediğime göre", güzeldir herhalde;

 

ne bileyim.

 

***

 

Peki...

 

Peki ama...

 

Ya neyi beklediğini bilerek, beklediğinden kaçamadan bekliyorsa insan?

 

Belki boşu boşuna ama yine de ümitle, kaçınılmaz bir sonu bekliyorsa?

 

Beklemelere "güzeldir" denebilir mi?

 

Artık tedaviyi reddeden, güçlükle bulunabilen damarına açılan bir kanaldan akıtılan "mama"yla beslendiği farzedilen bir "can"ın başında beklerken...

 

"Beklemek güzeldir" denilebilir mi?

 

Ne bileyim...

 

***

 

Gencecik canlar vatan uğruna yitip gidiyor, vatanımı yönetenler Amerika'lı birilerinin "bekleyin" talimatını dinliyor.

 

Ben, bir hastane odasında babamın nefes alışını dinliyorum.

 

Bekliyorum.

 

Neyi beklediğimi bilerek. Bir mucize dileyerek.

 

Bu bekleyiş güzel değil. Her bekleyiş güzel değil.

 

Artık biliyorum.

 

Yine de çaresiz, bekliyorum.

 

Baba, duyuyor musun beni?

 

"Geçince, bir şeyin kalmayacak..."

 

Senden öğrenmiştim. Sana öğretmek ne haddime?

 

Hani, belki hatırlarsın, biraz daha dayanırsın, gayrete gelirsin diye...

 

mırıldanıyorum, bekliyorum sessizce.

 

Bağırıyorum uluorta, dualarıyla destek olurlar mı acaba diye,

 

sınırdaki, dağdaki Mehmet'e...

 

Maltepe'de, hastanedeki Mahmut'a...

 

üç günlük ömrü, yaşanılabilecek tek bir gökkubbeyi insanca paylaşmayı dileyen herkese. 

 


 

29 Ekim 2007 15.30

 

Geçti.

 

Bişeyin kalmadı ki babam.

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-11-14 10:06:45 - ...

Yazan: bezgin
Başlık var, yazı gitmiş..Canınız çok mu sıkkın? Olsun..Yine bekleriz..Bize de hak verin..Kaç kalem var ki böylesine bekleyip okuyabileceğimiz?
Bağlantı

2007-11-13 14:48:06 - ...

Yazan: Aylin
Ne yeni yazı var, ne bir ses, ne bir selam. Anlamadım ki. :(
Bağlantı

2007-11-13 14:47:27 - ...

Yazan: Aylin
Ne yeni yazı var, ne bir ses, ne bir selam. Anlamadım ki. :(
Bağlantı

2007-11-13 13:32:32 - ...

Yazan: bezgin
Yaşadıkça terbiye oluyorum belki de beklemek konusunda..Yine beklerim..Saygıyla..
Bağlantı

2007-10-30 13:38:41 - Selam Müfit bey,

Yazan: Aylin
Gerçekten çok güzel bir yazıydı. Sizdeki yansıma Bekir bey'in yazısını gölgede bırakmış.
Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->