28/2/2007 - Bazen Poyraz Eser

 

“Boğazım acıyor” der, eşiniz.

 

Elinizi alnına koyarsınız, yanarsınız. Gözler çakmak çakmak olmuştur, ses naneli.

 

“Grip olmuşsun” dersiniz, “sana ilaç vermeli.”

Aklınıza geçen yıl, çocuğunuza verilen ilaç gelir. Kendiniz de kullanmışsınızdır. Ecza dolabında boş kutuyu görür, eczaneden yenisini alırsınız. “Hafif bir antibiyotik” der eczacı, yanına bir vitamin bir de ağrı kesici ateş düşürücü ekler, dönersiniz.

Portakallar sıkılır, üste bir yorgan daha örtülür, güya grip terle atılır. İlaçlar tam saatinde verilir, aklınızca hayat arkadaşınıza iyi bakılır.

Beşinci günün sonunda, ateş düşmüş, ses düzelmiş, görüntü de iyi; artık işe gidilir.

Bir kaç saat sonra bir telefon gelir:

 

“Alo, ben doktora gidiyorum, haberin olsun. Gecikeceğim, merak etme.”

“N’oluyo ya?”

“Bütün vücudum kızardı, leke leke bir şeyler döküyorum. Fabrika doktoru alerji dedi, bir iğne yaptı ama kendimi iyi hissetmiyorum.”

Canınız sıkılır; “hadi bakalım..” dersiniz.

Büyük şehrin ünlü hastanesinin doktoru, görür görmez teşhisi yapıştırır: İlaç alerjisi. Kullanılan ilaç penisilin içermektedir, grip bitmiş ama ilaç ters tepmiştir. Doktor anlatmıştır: “Bu yıl, bu ilaçtan çok gelen oluyor hastaneye. Teninizde gördüğünüz döküntüler, iç organlarınızda da mevcut. Nefes almakta güçlük çekebilirsiniz, kendinizi astımlı gibi hissedeceksiniz. Eşiniz, siz uyurken soluğunuzu kontrol etsin, en ufak bir belirtide derhal acile…”

İki kortizonlu iğne yapılır, sıkışılırsa iğne tekrarlanacaktır.

İki gün de bu iğnelerle geçer, ama göğüs kafesi üzerindeki baskı, yanma ve ağrı bir türlü geçmez.

Tekrar kontrole gider eşiniz, yanında çocuğunuzla. Bu kez doktor, “yok, bu alerjiye benzemiyor” der, ciğer filmi, solunum testi, ekg ve bir sürü tahlil ister. Siz, küçük şehirde telefon ile takiptesinizdir.

Bu kez çocuğunuz arar, annesi yerine:

 

“Baba, annemi yatırıyorlar, kalp krizi olabilir diyorlar..”

“Nee? Kızım anneni versene!”

“İzin vermiyorlar.”

Üç beş kişiyi ararsınız, hastaneye yollarsınız.

 

Köpeğiniz size bakar, siz ona; salakça. Kızarsınız acıkmasına, kuyruk sallamasına; sanki ilacı veren o, ne suçu varsa?

İçinizdeki korku büyür, sığmaz olur yaşadığınız küçük kente. Bir kez daha isyan edersiniz sizi buraya iten sisteme, nedenlere.

Yol uzar, girdiğiniz tünel bitmez bir türlü. Motor her zamankinden fazla gürültülü, tünel karanlık.

Konuşmak, paylaşmak istersiniz, yoktur kimseniz.

 

Korka korka beklersiniz, üşür, titrersiniz…


Rüzgâr poyraza dönmüştür, yine.

 

 

 

***

 

 

Bunları yazıp, o sıralarda üyesi olduğum bir sitenin okurlarıyla paylaşmamın üzerinden iki koca yıl geçti.

 

Yaşadığım bu olayın etkisi ise, hâlâ geçmedi.

 

Bunu burada, Telve'de bir daha "servis" etmemin bir tek amacı var.

 

Biliyorum, sayfalarımın çok yoğun bir okur trafiği yok. Ama yine de çok değerli konukları oluyor. Onlardan okuyanlar olur da, konu-komşu, eş-dost tavsiyesiyle ya da kendi kendilerinin doktoru olduklarını düşünerek bilinçsizce antibiyotik kullananlar varsa, "bir kez daha düşünsünler" istedim.

 

Doktor kontrolünde olmadan antibiyotik kullanmayın. Doktorunuz önerdiyse bile dikkatli olun. Bünyenizde en ufak bir olumsuz tepki hissederseniz, kullandığınız ilacı kesip doktorunuza danışın.

 

Belki siz biliyorsunuz, ben farkında olmayanlar için yazıyorum:

 

Bu iş hiç basit değil; yaşadım, yaşıyorum, biliyorum.

 

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-03-04 04:58:49 - Teşekkürler efendim,

Yazan: nilüfer
Duyarlılığınız için,
paylaşımlarınız için,
saygınlığınız ve bizlere olan saygınız için,
muhteşem kelimeleriniz için.

Mütevazi kişiliğinizle,
iyi ki varsınız.
Teşekkürler.

(Yazan: nilüfer (85.98.18.54), 28.2.2007)


**********

Editör'den "Nilüfer"e;

Evet, iyi ki varım!

Olmasaydım; hak ettiğimi sanmasam da, "Nilüfer"in benim için yazdıklarını nasıl okuyabilirdim ki?

Güzel sözleriniz, yüreğinizin güzelliğini sergiliyor.

Sağolun.
Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->