30/3/2007 - "Başarı", Pizza mı?

 

 

"... Bazı insanlar büyük boy, bazıları orta boy, bazıları küçük boy hayat ister. Kişilerin başarı tanımı, kendisine layık gördüğü hayatın büyüklüğüne göre değişir. Çoğunluk orta kararcıdır ve orta sınıf hayatı sever. Bu gruptakiler, "Hayatını yüksekte kurma yel götürür, alçakta kurma sel götürür," felsefesine inanırlar. Bazıları en dipte kaybeden insan olarak yaşamayı seçer. Bazı insanlar ise büyük adam olma güdüsüyle doğar. Bunlar zirvede yaşar ya da yaşamazlar.

 

Toplumdaki üst, orta ve alt sınıflar da böyle oluşur. Sınıf atlamanın en şık yolu başarılı olmaktır. Doğduğunuz sınıf ne kadar şanslı olduğunuzu, öldüğünüz sınıf ne kadar başarılı olduğunuzu gösterir!

 

Büyük adam olmak ile başarılı adam olmak aynı şey değildir. Büyük yaşamak, kendi hayatınızdan taşıp milyonlarca insanın hayatını etkilemek, çok sayıda insanın olmak istediği ama az sayıda insanın ulaşabildiği bir yüksekliğe çıkmaktır. Büyük adam olmak herkese açık bir pozisyon değildir. Oysa başarılı olmanın kapıları herkese açıktır. Herkes başbakan olamaz ama herkes işini daha iyi yapan, kendi kendine yetebilen, çevresindekileri kalkındırabilen biri olabilir. İşini iyi yapan bir çöpçü, başarılı bir küçük adam olsa da, insanlık için değeri, işini kötü yapan bir krala denktir.

 

Büyük hayatı olduğu halde başarılı olmayan insanlar olduğu gibi, küçük hayatlarında çok başarılı işler yapan insanlar da vardır. Erzincan'da 20 çalışanıyla yılda 20 bin dolar kâr eden bir şirket başarılıdır ama ulusal ölçekte bakıldığında büyük değildir. İstanbul'daki 2000 çalışanı olan ama 20 milyon dolar zarar eden bir şirket büyüktür ama başarılı değildir.

 

Başarının büyüklüğü de önemli bir noktadır. Başarının büyüklüğü baz alınan ölçeğe göre değişir. Türkiye içinde birinci ligde en büyük olanlar, dünyanın ikinci liginde yer alabilirler. Ebatlarına göre küçük boy başarı, orta boy başarı ve büyük boy başarı vardır.

 

Tüm insanlık için tüm zamanlarda geçerli olabilecek bireysel bir başarı tanımı Amerikalı yazar Emerson'a aittir:

 

"Başarı, çok ve sık gülmek; çocukların sevgisi ve akıllı insanların saygısını kazanmak; içtenlikli eleştirilerin kıymetini anlamak ve kötü arkadaşların yoldan çıkarma girişimlerine dayanabilmek; güzeli anlamak; başkalarında en iyiyi bulmak; sağlıklı bir çocukla, güzel bir bahçe ya da saygın bir sosyal durumla biraz daha iyi bir dünya bırakabilmek; hatta bir tek kişi bile olsa, birilerinin siz yaşadığınız için daha rahat nefes aldığını bilmektir."

 

Başarının "anlamı" ile ilgili internette dolanan komik bir anonim tanım ise şöyledir:

 

4 yaşınızdayken başarının anlamı... Altınıza kaçırmamaktır!

12 yaşındayken başarının anlamı... Kalabalık bir arkadaş grubuna sahip olmaktır.

20 yaşındayken başarının anlamı... Cinsel hayatınızın aktif olmasıdır.

35 yaşındayken başarının anlamı... Zengin olmaktır.

60 yaşındayken başarının anlamı... Cinsel hayatınızın aktif olmasıdır.

70 yaşındayken başarının anlamı... Kalabalık bir arkadaş grubuna sahip olmaktır.

80 yaşındayken başarının anlamı... Altınıza kaçırmamaktır!

 

...."

 

Alfa Yayınlarından çıkmış, Mümin Sekman'ın, "Her şey Seninle Başlar! (Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!) adlı kitabından alıntılar, bunlar.

 

***

 

Emerson'un tanımına uygun başarıyı düşlemek güzel görünüyor bana. Yazarın kendi sözlerine ise ne kadar katılabilinir?

 

Kişilerin başarı tanımı, kendine layık gördüğü hayatın büyüklüğüne göre değişir, buyurmuşlar. Bu, sistemin, ustaca suçu bireyin kendisine atması olmuyor mu, biraz da? "Bizde herkese yer var dedik ama sen beceremedin, gittin küçük bir hayatı tercih ettin!"

 

Hadi biraz bireyselleştireyim. Be hey sistem; oku dedin  okuduk, çalış dedin eşşek gibi çalıştık, Körfez Krizi'ni ben mi çıkardım, "kara çarşamba"yı ben mi yaptım? Bankaları ben mi hortumladım, onbinlerce yetişmiş insan gücünü ben mi kahve köşelerine attım? Her yıl üniversite önlerinde milyonlarca genci ben mi sıraya soktum? Ana dilim ingilizce'ydi de Türkçe'yi mi beceremedim? Lise son öğrencilerine ben mi rapor verip özel dershanelere gönderdim? Üniversite kapılarından dönen gençlerin umutlarını ben mi kırdım? Fabrikaları yabancılara satıp yüzbinlerce işçiyi sokaklara ben mi attım? Kaldırımlarda kredi kartlarını insanlara dağıtıp borç batağına ben mi batırdım? TC Nüfus Kimliği'ndeki doğum şehrine göre ayrımcılıkları ben mi yaptım?....

 

Bazı insanlar büyük, bazıları orta, bazıları küçük boy hayat istermiş! Ebatlarına göre küçük boy başarı, orta boy başarı ve büyük boy başarı varmış!  Pizza mı bu? "Bugün iştahım yok; küçük boy hayat yeter bana, tatlı olarak orta boy başarı alayım. Bir de soda lütfen; üstüne içip rahatlayayım!"

 

"Büyük adam olmak herkese açık bir pozisyon değildir. Oysa başarılı olmanın kapıları herkese açıktır."  Öyle mi?

 

Bu ülkede Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri var. Yetenek sınavı ile öğrenci alıyor. Sınıf kontenjanları 24 öğrenci ile sınırlı. 24 öğrenci resim, 24 öğrenci müzik bölümüne girebiliyor. İlk yıl yoğun ingilizce ve temel sanat eğitimi ve devam eden üç yıl branş dersleri ağırlıklı lise eğitimi veriliyor.

 

Bu eğitimi alan bir öğrencinin, branşıyla ilgili yüksek okula rahatça girebilmesi gerekir, değil mi? Zaten kişisel yetenek gerektiren ve çoğunluğun tercih etmeyeceği, hazır iş garantisi vermeyen bir bölüm, sonuçta.

 

Sistem, siz ne kadar başarılı olursanız olun, sizi baştan elemek üzere kurulmuş. Yok öyle herkese başarı kapılarının açık olması!

 

Önce ÖSS eleğinden geçeceksiniz. Ardından Güzel Sanatlar Fakülteleri'nin yetenek sınav tarihlerini takip edeceksiniz. Daha başarılı gelecek vaadettiklerini öne süren okulların sınav tarihleri birbiriyle çakışacak. Sınav harçlarını yatıracaksınız, şehir şehir koşacaksınız. Büyük şehirlerde, bütün branşlarda toplam -en fazla- 400 öğrenci alacak üniversitelerde 4000, 4500 kişi; Anadolu üniversitelerinde 2000-2500 kişi üç saatlik sınava gireceksiniz.

 

Sınav sonrası çizim kâğıtlarınız yerlere serilecek, komisyon üyeleri kiminin üzerine basıp göz gezdirecek, bir kaç saat içerisinde binlerce kâğıt üzerindeki emekler değerlendirilecek!

 

İlk elemeyi geçtiniz diyelim. Mülakata alınacaksınız, çalışma dosyanız istenecek. Yerli yersiz sorularla karşılaşacaksınız, kimilerinin alaylarına muhatap olacaksınız. Sistem böyle gelmiş, böyle gidecek. Başarılı olmak için hepsine katlanacaksınız. Başarı kapıları herkese açık, ha?

 

Tabii, bir kaç kapı öncesini açma gücünüz varsa, olay farklılaşabilir. Örneğin "kurumsal başarı"yı yakalamış bir hazırlık dershanesine üç-beş bin YTL yatırdıysanız, neredeyse üniversiteye girme garantisi alabilirsiniz.

 

Ya da bir özel üniversitenin üst düzey hocalarından birinden ders almayı başarırsanız ve "başarıya giden her yol mübahtır" seviyesizliğindeyseniz; hocanın size öğreteceği, göstereceği "her şeye" katlanacak kadar karaktersizseniz, kontenjandan burslu bile okuyabilirsiniz.

 

...üff, bu en küçüğünden bir örnek. Sıkıldım.

 

***

 

Başarının bir ölçüsü de "para" kazanmak ya. Hani Emerson da demiş "...sağlıklı bir çocukla, güzel bir bahçe ya da saygın bir sosyal durumla biraz daha iyi bir dünya bırakabilmek...", yani küçük de olsa bir servet sahibi olabilmek.

 

Bir başka kitaptan, "Tepetaklak"tan alıntı yapayım bari:

 

"28 Kasım 1990'da Arjantin gazeteleri siyasete atılan bir sendika yöneticisine ait bilgece bir inci yayınladı. Luis Barrionuevo ani servetini şöyle açıklıyordu:

 

- Servet çalışarak yapılmıyor.

 

Hakkındaki yolsuzluk şikayetleri sağanak gibi yağmaya başlayınca, dostları ona teselli yemeği verdiler. Sonra, birinci ligdeki bir futbol kulübüne başkan seçildi ve gıda sektörünün servis kolu çalışanlarının sendikasını yönetmeye devam etti."

 

***

 

Yazdıklarım kuşkusuz genel yargılar değil, herkesi bağlamaz; yalnızca kendi yaşadıklarımdan etkilenmeler içerir. Tabii ki "normal" yollardan "başarılı" olanlar, "başarılı olmayı" sonuna kadar hak edenler var. Onlarca, belki yüzlerce örneği her birimizin çevresinde...

 

Ama bunun kapıları herkese açık ve o kadar kolay değildir.

 

Son söz:

 

Çok şükür, ben de başarıyı yakalayabilmiş olanlardanım: "Can sıkma ve moral bozma" branşlarında.

 

Boru değil, 49 yıllık deneyim söz konusu, herkes beceremez bunu, doğrusu!

 

 

 

 

MU/Telve, 230506

 

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-03-31 09:23:23 - ..

Yazan: basamaklar
çok güzel bir gözlem ve yazı..helal valla..
Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->