16/10/2007 - Anıl Engin / Cesedini Sırtında Taşıyan Adamla Konuşmalar

Fısıldadı kurumuş dudaklarının arasından kendi cesedini sırtında taşıyan, aşağı insanların sahibi olduğu söylenen o semtin, en yaşlı duvarlarının arasında sessiz sedasız yaşayan adam. Öldüğünü kabul edecek gibi değildi. Yaşamak benimkisi diyordu. Ölümden kaçılamayası şu zavallı dünyada, bizim açlıktan kokan nefesimizden, bir deri bir kemik halimizinden de zavalllı şu dünyada istediğim hiç bir şeye başkalarının da buna ihtiyacı vardır diye düşünerek yaklaşmadım. İstiyorsam, istediğimi göstermeliydim. Ben de istedim ve aldım. Kendime bir parça daha fazla ayırmam, beni kötü bir insan mı yapar, yoksa hayatta kalmayı diğer insanlardan daha fazla istemiş güçlü bir insan mı. Ben ikincisi olduğuna inanıyorum, ikincisi olduğunu biliyorum.

Peki ya sırtındaki kim, söyle kim olduğunu, neden onu bırakmadığını.

Sırtımdaki bana sunulan fırsatları değerlendirebilmenin sadece benim elimde olmadığının kanıtıdır sadece. Kim olduğunu hiç görmedim, aslında görmek de istemiyorum. Ama sırtımdan da atamıyorum. Aslında atmak da istemiyorum. İçimde bir yerlerde güçlü olmamı sağlayan bir yer bana diyor ki, sırtındakini bırakamazsın. Kim olduğunu görmek için dahi bırakamazsın yere. Bırakırsan ölürsün. Hem birdenbire değil ağır ağır. Kanına korkunun en acımasızı yayılır ağır ağır. Birden değil, bir karınca bir dağı çıkar gibi. Dalgalar kayaların tenini oyar gibi.

Ailen peki, onları da sevmiyor musun?

Aile, insanların kiralarını ödedikleri hücrelere her allahın günü geri dönmeleri için yapılmış bir planın parçası. Bunların hepsini gördüm ben, kendi yorgun gözlerimle gördüm. Yarım kalmış yanlarını benimle doldurmaya çalışan, ciğerleri otuzbeşinde iflas etmiş babamın gözlerinde gördüm. İçine atıldığı, kaçamadığı hücresinin içerisinde gün be gün eriyen annemin dökülen saçlarında gördüm. Yerine yenisi çıkmadı. Her gece içinde yattığı büyük tabuta değil de daha boyuna göre bir tabuta yattı. Sabah oldu, o uyanmadı. Bir sabah daha; yine uyanmadı. Ölmek uzun uyumaktır derdi babam. Yanılıyordu, yanılıyordu: ölmek uyanmamaktı.

Sen sadece kendisini düşünen bir adam olmaktan daha fazlası olamaz mısın?

Ben sadece kendimi düşünen bir insanım. Başkalarının üzüntülerini dinlerken, yaralarını iyileştirirken de, birisini severken de sadece kendini düşünen bir adam olduğum içindi herşey. Bunu farkettiğimde her şey üzerime yıkılır gibi oldu. Sanki bir yanım öldü. Farkettim ki, daha güzel bir dünya isteyen yürekli, yardımsever, paylaşımcı ben, aslında başka insanların da iyi, sağlıklı ve aç olmadığı bir dünyada yaşamasını, kendim için istiyormuşum. Onlar da böyle bir dünyada yaşarsa, ben de mutlu olurmuşum. Beni köşeye sıkıştıran olursa. Kalan son dilim ekmeyi bölüşmek gerekirse, hayatın mı diğerlerinin hayatımı mı deseler, ben her seferinde kendi tarafını seçecek kadar sadece kendini düşünen bir insanmışım.

Peki ya sevgi, kendin için değil, var olduğu için birisini hiç sevmedin mi?

Sevmemişim. Acıdan beslenen bir dünyanın, acı büyüten tohumu oluyordum aşkın acısını iliklerime dek duyduğumda. Yarım kalan yanlarım, sahip olamadıklarım ne kadar büyükse ben de o kadar aşık oluyordum. Ailesinde sevgi göremeyen bir toplumun en içi parçalanmış çekirdek ailesinin, zeki ve akılsız insan yetiştiren toprağında yetiştim ben. İçi parçalanmış çekirdek, atom enerjisi veriyordu insanın yaratıcılığına. Çünkü varolanda payım olamıyordu, ben ilk sıraya hep kendimi koyuyordum. Kurulu düzen buna izin vermeyince, kendimi ilk yürüyecek hakkı tanıdığım kendi yolumu yaratıyordum.

Ölmek kötü mü o kadar, ya ölmek kurtaracaksa seni?

Dünya öldüğünü kabul etmiyor iken, benim kabul etmiyor olmam ne kadar kötü olabilir ki. Sadece sözcükler ile ifade edilenin, ne kadar boş olacağını kanıtlamak için gönderilmiş bir peygamberim ben. İnsanın özünün bencillik olduğunu görmem ve kendimi olduğumuzdan farklı göstermemiş olmamın neresi kötü. Öldüğümü kabul ettim diyelim, hadi öldüm diyelim, ya tekrar nereye doğacak unutulanları kuşanmış, başkalarını düşünecek, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışacak aklım, bedenim. Nereye doğacak. Köklerim nerede kirlenmemiş bir su bulacak.

Anıl Engin

"Cesedini Sırtında Taşıyan Adamla Konuşmalar"

mevsimsiz.com'dan (ç)alıntıdır.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->