• Not/look

  • İstatistikler




  • Free Site Counters

CTTC

11/2/2008 · Kategori: Denemeler

 

Buldum!

 

Güncemin eksiçk..liği buydu. Herkeşlerin transfer olduğu Soyan gurubu bloçk..larında dahi (dahi anlamına gelen –de'ler, -da'lar ayrı yazılır ama tüm ediler bunu bilmeyebilirler, kurcalamiim) haftasonu rehberleri vardı da, CafeTelve’nin böyle bir köşesi hiçk.. yoktu. Halbukiçk.. ben de yapabilirdim, ben de gurme olamaz mıydım? Gezip tozamaz mıydım? Damaçk.. tadım yoçk.. muydu benim? Turizme katkıda bulunamaz mıydım?

 

Hiçk.. işte..

 

Kaderin ne getirip ne götüreceğini kimçk.. bilebilir ki? Ayağıma gelen fırsata gelişine vurmalıydım. CafeTelve’de birçk.. “gezelim, görelim, yiyelim, içelim” köşeşi açk..malıydım.

 

Ama önce bi isim bulmalıydım.  Arayan belâsını da bulur, ismin âlâsını da.. Öyle buldum!

 

“CTTC”

 

İngilişçk..çe sözcüçk..leri kırpıştırdım.

 

Luk, luk, luçk..unuz bitte:

 

"CafeTelve Tourism Corner.."

 

Ayçk! İnanmıyorum yaa.. Ne kadar kalibiyetliyim, ne kadar art direktörüm, ne kadar kreatifim? Çüş! 

 

***

 

İlçk.. eylemime geçk..mekte gecikmedim. Telefonum cırladığında tuvalette meşguldüm. El alışkanlığıyla arka cebimi yoçk..ladım. Elim popomun tenine değçk..di. Sırıttım. Ooolum, tuvaletteydim. Çoçk.. salak mıydım, neydim? Ne biliim?

 

Gelen davetiyeye icabet etçk..memem.. memem.. mememmm.. olamazdı. Ohş!.. Memeleerrr, memelerrr, memelerr, ohh geceler.. Şarkılar fevkalâdenin fevkinde karıştı. Olsun. Aceleylen pantolonumu çeçk..tim. Fermuarların hiçk.. eski kalibresi yok. Canım yandı biraz ama görev ahlâkım her şeyin önünde gelir. Kimseyi dışarıda bırakmadım, ne bakıyonuz ki?

 

 

***

 

Manzara çoçk.. hoşttu doğrusu. Tam bir tourism köşesine dençk.. düşmüştüm. Mumyayla arasam bulamazdım. Mum. Mumy.. Oh Mamy. Bat diz iz di sıtori iz veri gıcıçk!.

 

Havevır..

 

 

Uzaklarda saat kulesi görüküyordu. Acaba kaçk..ı göstertiyordu ki? Akrebi yel uçurmuş, kovana arılar üşüşmüş. Nasıl bakabilirdim? Yoçk!.. o kadar da uzun boylu diildi. Ben diyeyim 1.60, sen de.. ne dersen de. Bana ne be? Senin derdin beni mi gerdi? Benim derdim bana yeterdi. Kim ne derse desindi, aşçk.. için.. Öyle hoşçk.. öyle boşçk.. gelir.

 

Fekat istavrits gelmişti. Çoçk.. üzüldüm. Belki de daha bir kaçk.. saat öncesine kadar Körfez’in pisçk.. sularında sırtüstü yüzüyorlar olabilerlerken, pişire piştire tiksinç olmuş bir kazan yağ içerisinde cozurdamışlardı.

 

Ben onların, benim mideme inmeçk..ten mutlu olabilecekleri ihtimalini sevdim.

 

İşte o an, geçen hafta televizyonda uzuun bir aradan sonra Deniz Baykal’dan duyabildiğim çoçk.. özlü  bir sözü hatırlama zamanımın geldiğini hissettim. Sanki olan-bitende kendisinin hiçk.. payı yokmuş gibi  iktidar yalakalarına sesleniyordu. Feci etkilenmiştim. Masadakiler de etkilenmeli, kusur kalmamalıydılar. Bu fırsat kimbülür, belki de bir daha ayağıma gelmezdi. Öttüm:

 

“Mezbahaya götürülen dananın.. yoçk! Mezbahaya götürülen dana.. Cıks!.. Mezbahaya götürülen dana, kasabın bıçağını yalasa da.. Öyle de diildi, ha ha hah!.. Mezbahaya götürülen dananın, kasabın bıçağını yalaması onu kurtarmaz.”

 

Çoçk.. şoçk.. oldular masadakiler. Bön bön bakışlarından gurur duydum. En başta oturan, beni de oraya davet eden, dayanamadı, ağlak bi suratla hesabı istedi, adisyonu önüme itti.

 

Herkeş ayaklandı, gitti..

 

O sözü nasıl ezberimde tuttuğumu hatırlamaya çalışıyordum ama olmadı.

 

 

Müsese..eesessess.. ay, dilim dolandı.. Ses, deneme, ses ses bir-ki, bir-ki.. Ee, zor kelime abicim. Baksana tabolayı yapan bile kestirivermiş.. Müessese kanunen kapandı.

 

O iri garson var ya, hani adı Camel.. 

 

işte o beni dışarı attı.

 

***

 

Oysa yanımda bir de nostalciçk.. film getirmiştim. İzleyelim de, geçmişi hatırlayalım, kendimize gelelim, ayılalım artık diye..

 

..acı kahve niyetine.

 

 

***

 

Haftaya yeni bir CTTC’de buluşuncaya kadar hoşçk..kalın.. Küfemi nereye parçk.. etmiştim ki?

 

Ne bileyim.

 

Pıhtılaşıyor Kırmızı

8/2/2008 · Kategori: Denemeler

Ne kolaydır bazan kafa bulmak, hele bebeksen kafa bulmak ne kolay. Biberondan, şanslıysan ana memesinden çektin mi iki fırt, bitmiştir olay!

Ya büyütmek..

Sevgiyi, aşkı, tutkuyu, sevdayı.. vazcaydım hepsinden; yalnızca yeniden doğurmaya çalıştığın umudu büyütmek?

O, o kadar kolay değil. Öğrendim: umut, anasütüyle beslenen bebek değil.

Koca bebek oldum bebeler her hıçkırıkta gülerken.. Yitirdiklerim, özlediklerim meze oldular aslan sütüme

ve

aslan oldum, kükredim sandım. Kendimi aldattım.

“Şişede durduğu gibi durmaz.. fareysen eğer seni dağ doğurmaz.” dedi biri ve ekledi;

“..ve umut, aslan sütüyle de beslenmez.”

Kırıldı yüreğimde kadehler.

Akan, gözyaşı değil canım. Ağlayamam bilirsin, ağlayanı zaten sen de sevmezsin.

Gözlerim kuru; çok özlemiş olsam da yıldızımızı..

Yalnız bileklerim ıslak

ve sıcak

ve kokusuz

ve canım içim kadar yanmıyor

 

ve pıhtılaşıyor kırmızı.

 

Düşüncelerinizi paylaşmak isterseniz 
LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN.

 

"im" Geldi..

27/1/2008 · Kategori: Denemeler

 

 

5+7+5 ölçüsüyle yazdığı,

şiirin tamamını başlıkta verdiği bir Orhan Veli "haiku"su mu desem, ne bileyim;

 

usuma düşesi geldi..

 

Gemliğe doğru (5 hece)

denizi göreceksin; (7 hece)

sakın şaşırma. (5 hece)

 

***

Neyse...

 

yokuştan iner inmez, ışıklardan..

sola dönesim geldi.

 

Unuttuğum yollardan Kumla'ya gidesim,

çınarın dibindeki çay bahçesini bulasım geldi.

 

Olamazdı ama,

gençliğime dönüp sırtımı ay ışığına yaslayarak,

sorumsuz, sinirsiz, sınırsız

gitar çalasım geldi.

 

Düşümde çiçek saçlı bir küçük kız,

kulağımda notalar..

denizin fısıltısı ve yosun kokusu..

 

solumda Gemlik Koyu,

altımda kayan asfalt,

akıp giden yaşamım gibi,

geride kalan

bir arpa boyu..

 

Tamamı telve, yoğun mu yoğun..

derinden de koyu..

 

bir fincan yorgunluk kahvesi daha

içesim geldi.

 

 

 

Düşüncelerinizi paylaşmak isterseniz 
LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN.

 

Ayın Karanlık Yüzü

30/11/2007 · Kategori: Denemeler

 

Ne zaman, nereden, kimden duymuştum ne bileyim; ayın, biz hep aynı yüzünü görürmüşüz. Güneşin, dünyanın ve ayın dönme hızları öyle mi ayarlıymış, neymiş… Hilâl de olsa dolunay da; farketmezmiş, diğer yüzünü göremezmişiz asla.

Herhalde o yüzden sevmiyorum aynaları da.

Arka yüzlerini ilk bakışta göremediğim için.

Bana, “kendini gördüğün için sevmiyorsun” deme, ne olur.

Onlar, arka yüzlerini gösteriyorlar mı ki?

Çoğunun arkasında örümcek ağları, matkap darbeleri, dübel, takoz delikleri, kirli sıvalar olduğunu bilmiyor muyum?

Kaç kez berber koltuğundan kalkmadım mı saçımı kestirmekten vazgeçip; ‘yok yahu, evdekini değiştireyim’ diyerek?

Onların bir çoğu yalancı, “defolu”.

İçbükey, dışbükey, lunapark hokkabazı.

Ya, ayın arka yüzü nasıl ki? Farklı mı aynalardan?

Yoksa… Bazı restaurantların mutfakları gibi mi o da?

Hani, anlatmıştım sana, hatırlasana; Garson Bilal’i görmüştüm ya, masadaki ağaya bol buzlu rakı-idrar hazırlıyordu sırıta sırıta.

Hayır, sevmiyorum aynaları.

Ben, camdan bakacağım.

7 numara miyop, 2 buçuk astigmatım da olsa,

gözümü kısıp, pür dikkat görmeye çalışacağım gerçekleri, sevgileri..

ama…

korkarım, sen hep aynalardaki yansımalarla ve ayın görmene izin verdiği ışıltılarıyla kalacaksın.

Görebildiğinden öte yalnızlığımın farkına

asla..

Neyse...

Önyargılarınla kalma,

benden sana kara bir ışık yansıdıysa bağışla.

Sırımı kazı, bir can kaldığımda

yeniden bak bana eğer istersen,

içimi gör

 

ne olur.

 

 

 

« Önceki :: Sonraki »