1/4/2007 - 1 Nisan Üzerine...

Kategori: Hayatin Icinden

 

Acısı, tatlısıyla bir 1 Nisan daha geride kalmakta...

 

Bizi çok ilgilendiren, çok da önemli bir tarih değil. Zaten ne şaka yapacak, ne de kaldıracak halimiz de kalmadı ya, yaşamın küçük renklerine tutunmaya çalışıyoruz işte, belki çocuksu bir inatla..

 

Bende bu tarihin acı bir anısı var oysa.

 

Birlikte yaşadığımız sekiz yıl, öyle önemli bir sağlık problemi olduğunu anımsamıyorum. Oldukça sağlıklı, özgüveni olan, biraz agresif, korumacı ama hepsinin ötesinde son derece duyarlı bir can dosttu. İş dönüşlerimde daha sokağın başındayken 4. kattaki evimizden geldiğimi hisseder, tüm apartmanı ayağa kaldırırdı.

 

O yüzden ne aidatı bekleyen yöneticiye, ne de kirayı gözleyen ev sahibine yakalanmadan eve sessizce girebilmem mümkün değildi!

 

Meksika'da adak hayvanı olarak kabul edilir, bizdeki horoz benzeri, kesilirlermiş. Takılır, aklımca espri yapardım: "Hayatını bana borçlusun, unutma!"

 

Bunda gülünecek bir şey bulamaz, gülmez, gözlerime bakardı. Dert ortağım, sırdaşımdı. Ruh halimi anlar, sıkıntılıysam dizime yatar, negatif elektriğimi alır, atardı. Ama benim "insan" olarak yaptığımı, o bir "hayvan" olarak yapmaz, O'na olan borçlarımı hatırlatmaz, sağladığı mutluluğu başıma kakmazdı.

 

Depremde kaçıp gidebileceği halde Duygu'yu terketmemiş, o da onlarla birlikte bir kapı pervazının altında titreyerek beklemişti. Sonrasında rüzgar sesinden, uğultudan, gürültüden korkar ve ardçıları haber verir oldu.

 

Kucaktaki küçük can, Gipsy:

 

 

2004 Nisan'ının birinci günü yaşamı bitti. 

 

Vicdanım rahat değil ve ne yalan söyleyeyim; özlüyorum.

 

 

Köpek Giren Eve...

 

Bunların soyuyla
ilk tanıştığımda,
yeni evliydim
"hâlâ".

Hanım tutturmuştu;
"köpek!"
yahu, evde var
bebek?

Dedim ya,
evlilikte var yenilik,
"peki" demişim, haberim yok ya,
yapmışım bir enayilik!

Aç-bilaç, yorgun,
bir gün geldim evime,
kapıyı açmak ne mümkün?
İçeride bir canavar,
dışarı geliyor gürleme!

Mecbur, girdim içeri,
önce gördüm sivri dişleri.
Baktım, "o şey" gidiyor geri,
yüreklendim o an, yürüdüm ileri.

Belki bir karış boy,
al, mendil cebine koy.
İki koca kulak, ip kuyruk, yok eti;
o ses olmasa, dersin, sıpa maketi.

Sordum eşime;
"güzelim, bu ne?"
Yanıtladı neşeyle,
"O bir Meksika'lı çingene!"

Çingenelere laf söyletmem,
iyi bilirdi;
yemiştim golü,
maçı bitirdi.

Çaresiz, tamam dedim.
Uzatmayacağım.
Ama, şartım var;
adını ben koyacağım.

"O şey"e dedim, adın Gipsy,
bu kardeş, bu ana,
ben de baba,
bu kadar ailemizin hepsi.

Onunla geçen
günler, aylar, yıllar...
güzeldi gerçekten,
anlatsam, yetmez sayfalar.

Her şeyin var ya
bir başı, bir sonu,
yaptı bize 1 Nisan'da şaka,
oynadı son oyununu.

Yaşam, her canlı için aynı,
ayırmıyor çiçek, böcek, insan.
Kabullenebilirsin bu gerçeği,
yuvandaki meleklerden
destek alır, destek olursan.

Şimdi, bir başka dost evimizde,
hangimiz önce gider bilinmez,
yaşı benden çok genç, boyumuz aynı,
"yemek!" dedi mi, komutu ikiletilmez!

Bu kadar yazabildim, ite-kaka
fazlası elimden gelmiyor.
Çek(iniz) patini(zi) klavyeden ŞAKA,
yandakine mouse derler,
köpeklerce yenmiyor.

***

Son sözüm:

Diyor ki birileri; köpek giren eve melek girmez!
Yaradan'ın yarattığını sevmemeye benim gücüm yetmez.
Bu günah ise -ki ulema bilir, ben ne bileyim?
Çocuğuma, eşime şeytan diyenlerin alimliğinden;
bırakın da hakkım olsun, şüphe edebileyim.

 

***

 

Neyse... Derin bir nefes alalım, şu Nisan 1 işi neymiş, biraz bakalım:

 

 

1 Nisan'ın ortaya çıkışı konusunda çeşitli varsayımlar mevcut. İlk olarak eski Romalıların Hilarya, Hintlilerin ise Huli Festivali'nde görülen şakaların 1564'te Fransa'da yapılan takvim düzenlemesiyle gelenek haline geldiği sanılıyor.

Fransa'da 1564 yılında takvimde yapılan reformla yılbaşı 1 Nisan'dan 1 Ocak'a alındı. Bu arada, 1 Nisan'ı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacıyla yapılan şakalar, bir süre sonra gelenek haline geldi. 1 Nisan'ı yılbaşı kabul edenlere ise "Nisan Balığı" adı verildi.

Fransa'dan sonra diğer ülkelere de geçen bu gelenek, 18. yüzyılda İngiltere ve İskoçya'ya da yayıldı, oradan da Amerika'ya taşındı. Amerikalılar bu günü 28 Aralık'ta kutluyor.

İşte, birçok ülkede yapılan şakalarla, herkese bir "uyarı turu":

Yıl 1957... BBC'nin saygın haber programı "Panorama", ılık geçen kış nedeniyle ağaçlarda artık spagetti yetişmeye başladığını duyurdu. Bunun ardından köylülerin artık ağaçlardan spagettinin hasadını yapmaya başladığı açıklandı. Bir anda televizyon kanalına telefon yağmaya başladı, tüm izleyiciler kendi spagetti ağaçlarını nasıl yetiştirebileceğini soruyordu. Telefonu açan BBC yetkilileri de, 'bir kutu domates soslu spagettiyi ekin ve tutması için dua edin' yanıtını veriyordu. Sonunda bunun bir şaka olduğu anlaşıldı.

Sports Illustrated'in 1985 yılı Nisan sayısında yaşamı boyunca Mets'de oynamayı hayal eden "çaylak" bir beyzbol atıcısının hikayesi konu edildi. Sidd Finch adlı bu kişi beyzbol topunu neredeyse ışık hızıyla metrelerce uzağa atabiliyordu. Bununla birlikte aslında söz konusu Finch ömründe hiç beyzbol oynamamış, bir Tibet manastırında beyzbol atışlarının felsefesi üzerine öğrenim görmüştü. Mets taraftarları ülkenin her yerinde bu inanılmaz, adeta tanrının bir lütfu olan oyuncu için kutlamalar yaptı. Sonunda bu oyuncuyu yazarın hayal gücüyle yarattığı ve bunun 1 Nisan şakasından ibaret olduğu anlaşıldı.

1962... İsveç'te sadece bir kanalın olduğu ve yayının siyah-beyaz yapıldığı yıllar... Televizyon istasyonunun teknik uzmanı Kjell Stensson haber yayını sırasında ekrana çıkarak eğer seyirciler isterse yepyeni bir teknolojiyle televizyonlarını renkliye çevirebileceklerini bildirdi. Bütün yapmaları gereken ise bir naylon kadın çorabını ekrana geçirmekti. O gece 7 milyonluk ülkede yüzbinlerce kişi bu yöntemi denedi. Bu Nisan 1 şakasının ardından tam 8 yıl sonra takvimler 1 Nisan 1970'i gösterirken İsveç'te renkli televizyon yayınına geçildi.

1998 yılında Science and Reason adlı derginin Nisan sayısında Alabama eyaletinde "3.14" olan '"pi"' sayısının değerinin yapılacak oylama ile yuvarlanarak "3.0" olacağı duyuruldu. Bunun üzerine yüzlerce telefonla halk bu kararı protesto etti. Sonunda ikinci bir sayı yayınlanarak orijinal makaleye yer verildi, bu evrim teorisiyle ilgili Mark Boslough adlı bir fizikçinin yazısıydı.

Yine 1998'de Burger King USA Today'e verdiği bir sayfalık ilanda solaklar için özel olarak hazırlanmış "whopper" mönüsünü sunacaklarını açıkladı. İlana göre, ülkedeki 32 milyon solak için hazırlanmış bu mönüdeki hamburger solakların rahatça yemesi için 180 derece dönüyordu. Ertesi günü Burger King, solaklar için hamburgerin şaka olduğunu duyurdu. Ancak günlerce müşteriler gelerek bu mönüden istedi, hatta bazıları sağ elliler için olanının üretilmesini talep etti.

1976 yılında İngiliz astronom Patrick Moore, BBC Radyosu'nda saat 09.42'de katıldığı programda Dünya gezegeninde yerçekiminin azalacağını ilan etti. Bunu herkesin kendi evinde de deneyerek farkedebileceğini belirten Moore, herkesin aynı anda zıplamasını istedi. Saatler 9.47'yi gösterirken telefonlar yağmaya başladı, tüm dinleyiciler yerçekiminin azaldığını kendilerinin de farkettiğini söylüyordu. Hatta arayan bir kadın dinleyici kendisi ve 11 arkadaşının odalarında sandalyeleriyle adeta yüzmeye başladıklarını bildirdi.

Kaynak: internet

 

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-04-01 23:48:51 - ...

Yazan: Aylin
Sabah blogunuza geldiğimde, ''Bilgisayarınız taranıyor panik yapmayın''gibi birşeyler yazıyordu. Fonda da esrarengiz bir resim vardı.Valla ben neye uğradığımı şaşırıp panik yaptım. Hiçbir yeri tıklamadan apar topar kaçtım. Bilgisayarıma format atıyordum neredeyse. :)
Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->