• Not/look

  • İstatistikler




  • Free Site Counters

Kemal Öncü'den; "Kuraklık sorununa 'sulak' çözümler"

8/8/2007 · Kategori: - Acemi -

Kuraklık sorununa "sulak" çözümler

Akşamları bahçıvan basıyor artezyeni, bir elimde rakı öbür elimde hortum güldür güldür bahçe suluyorum. Eve girip de musluğu açtım mıydı -ister sıcak ister soğuk- şebeke suyu da şakır şakır akmakta... Evde ya da bahçede değilsem mutlaka ya bir yanım rakı bir yanım su dostların sofrasında ya da her yanım su denizdeyimdir. Sizin anlayacağınız biz böyle ıslak sulu bir yaşam sürüyorken, meğer Türkiye ve en başta da Ankara susuzluktan kurumakta imiş de haberim yok.

Ama ben –özellikle seçim sonucundan sonra- “Nasıl olsa her şey yolunda, yurdum insanı da istikrara oy verdi, halinden memnun” diyerek ve yaz dinlencesi için gelip Datça koylarında koşturanlarla birlikte koşup dinlenirken(!) televizyon izleyip gazete okumaya da ara verdiğimden, hiç bir şeyin farkında değilim! Dün akşam mangalı yellediğim gazeteye gözüm takılınca öğrendim, memlekette su yokmuş yahu, bak sen Allahın işine!

 

Olabilir. Sorun varsa çözümü de var. Bay İ. Melih Gökçek’in akılcı ve son derece pratik çözüm önerilerini görünce “İşte!” dedim “Gerçek bir Belediye Başkanı”. Sonra kendimden utandım. Ben burada paçalarımdan bile sular akarken tuzu kuru bir âdem olarak “Tok açın halinden anlamazmış” dedirtmemem lazım kendime. “Bekâra karı boşamak kolay” diyeceklermiş, desinler! İ. Melih’inki kadar akılcı, gerçekçi ve pratik olmasa da susuzluk sorununa bazı çareler ve çözümler üretmek boynumun borcudur netekim.

 

Ama önce İ. Melih’in hakkını teslim etmem lazım. Susuzluğa çare olarak okulları bir ay geç açmak çok akıllıca ama naçizane fikrimce eksik. Aslında okullar bir sene açılmasa ne olur? Gelecek sene yaz tatilini de ekle, eder 1,5 sene. Böylece cepte kalacak okul ücretleri, servis ücretleri, yemek ücretleri ile aileler damacanalarla su alıp sıkıntıdan kurtulacakları gibi artan para ile de borsada palazlanacak su, pet şişe, damacana, plastik bidon şirketlerinin hisselerinden alıp köşeyi dönebilirler.

 

 

 

Damacana ve şişe su satışının artışıyla mevcut tesisler yetersiz kalacağından yeni yeni şirketler ve tesisler kurulacak, bu sayede işsizlik sorunu da çözülmüş olacaktır. Bütün yapılması gereken okulları bu sene açmamak, bu kadar kolay. Şimdiye kadar okullar açıktı da ne oldu? Zaten çocuklar üniversiteye giremeyip boşu boşuna okumuş oluyor, girenlerse istedikleri bölüme gidemiyor. Yüzde doksan dokuzu Müslüman bir millet olarak camileri de okullar gibi kapatamayacağımıza   göre, çocuklar okul yerine camiye gidip hiç olmazsa yararlı bilgiler öğrenirler bu sayede. Ayrıca abdest alacaklara camide yapılacak damacana su satışı ile ekonomiye günde beş vakit bir canlılık kazandırılmış da olacaktır.

 

 

 

Okulların bu sene açılmaması önerisi, İ. Melih’in ikinci çözümü ile de yakından ilgili ne mutlu bana. Okul ücret ve masraflarından kurtulan aileler, damacana sulara ödediklerinden artan parayı ne yapacaklardı? Borsaya yatırıp köşeyi döneceklerdi. İşte bu sayede hem borsadaki yabancı payı düşüp yerli payı artarak ekonomik bağımsızlığımızı ilan edip IMF’ye muhtaç olmaktan kurtulacağız, hem de aileler Borsadan kazandıkları paralarla –İ.Melih’in ikinci önerisi doğrultusunda- Ankara’yı üç beş aylığına terk edip ister Manavgat Şelalesinde, ister Toros yaylalarında, ister Fırat kıyısında... Nerede isterlerse sulu sulu tatil yapma imkânına kavuşabilecekler.

 

Bu arada Ankara’da yaşanan su sıkıntısından ötürü zamanında gerekli önlemleri almadı diye Belediye Başkanını eleştirenleri şiddetle kınıyor ve İ. Melih Gökçek’in “Hiçbir sorumluluğumuz yok” açıklamasına yerden göğe katılıyorum. Tapu müdürü var, Nüfus müdürü var, hele hele yağmur yağdırmayan Meteoroloji müdürü var... Hiç birine toz kondurma –yahu ne insafsız bir mantıktır bu!- kalk yerel yönetimi suçla. Bir zamanlar “Kurtar Bizi Baba”nın dediği gibi, su vardı da İ. Melih mi içti? “Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa kaçtı...” Tövbe tövbe!

 

Başkaca tedbir olarak; okula giden çocuğu olmayıp da okul ücretlerinden tasarruf edemeyecek olanlar gider deliğini kapatarak küveti doldurmalı ve aile efradı bir hafta boyunca bu suda yıkanmalıdır. Misafirler için banyonun bir köşesine konulacak yarım fıçı su da aynı işi görecektir hayırlısıyla. Bir hafta sonra bu suları gider deliğini açarak ziyan etmek yok! Gelişen bidon sanayii sayesinde edinilecek bidonlara doldurulacak olan bu sularla erkeklerin traş suyu ihtiyacını da karşılamak mümkün olacak ve su sıkıntısı böylece en aza inecektir.

 

İçme suyu konusunda ise; İ. Melih bey tarafından şehrin en görünen yerlerine kondurulacak, üzerinde suyu sıkılan limon resmi bulunan afişler sayesinde milletin tükürük bezleri tam kapasite çalışacağından hiç kimse kolay kolay susamayacak, su varmış yokmuş hiç kimse hissetmeyecektir bile.

 

Bu arada televizyon kanallarına da büyük görev düşüyor tabii. Sulu zırtlak eğlence programları arttırılmalı, dereli göllü kaynak sulu belgeseller programlar arasına serpiştirilmeli, “Su gelir güldür güldür”, “Yağdır Mevlâm su”, “Dere geliyor dere”, “Şu Fıratın suyu akar...” gibi şarkılar türküler ardı ardına çalınarak milletin suya olan hasretine derman olunmalıdır.

 

Bende çözüm çok ama hem yazı uzadı hem de gidip şöyle şabala şubala bir duş almam gerekiyor. Şimdilik yukarıdaki çözümlerle idare edin, yetmezse yeni çözümler üretmek de boynumun borcudur elbet. Hiç kimse beni tuzu kurulukla suçlayamaz. Hem vaktinde suyu bol bol harcayın hem de sonra suçu üstüne yıkacak adam arayın. Müstahak size.  Neyse, su verenleriniz çok olsun!

 

Kemal Öncü

"acemi'nin günlüğü"

06.08.2007


CafeTelve'den not:

Yazıya katkıda bulunacak yeteneğimiz yok. Yağmur duasına Zeki Müren'in sesiyle katkımız olsun bari. Avuç içleri yere doğru bakık, el parmakları aşağıya doğru sarkık vaziyette dinlenmesi tavsiye olunur!